Anasayfa Haberler Gencebay'dan İsrail'e: Batsın Bu Dünya
Gencebay'dan İsrail'e: Batsın Bu Dünya PDF Yazdır e-Posta
Erdem Gürsoy tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 14 Ocak 2009 10:36

Orhan Gencebay Filistin'de yaşanan insanlık dramına tepki gösterdi. Gencebay, Gazze'de yaşanananların kahredici olduğunu söyledi, 'Zalimler için batsın bu dünya' dedi...

Orhan Gencebay, Filistin’de yaşanan insanlık dramının son bulmasını istedi: Zalimler için Batsın Bu Dünya

Bizim batsın diye söylediğimiz dünya, birilerinin kurmuş olduğu, paylaşmayı bilmeyen, güzellikleri korumayan, bu dünya düzenini bozmaya kalkışanların dünyasıdır. O zaman bu dünyayı yeniden kurmak gerekiyor, sistemi yeniden yapmak gerekiyor. Zulüm dünyası batsın… Dünyayı çirkinleştiren sistemler batsın, yeniden kurulsun. Varlığımızın sürdüğü burada daha adil, daha sevgi dolu, daha barış içinde, kardeşçe bir dünya kuralım. Şu anda Gazze’de dünyanın gözü önünde yaşanan gerçekten son derece üzücü, son derece kahredici, hepimizin yüreğini parçalayan bir durum var. Bunun bir an evvel düzelmesi lazım.

Nedim Odabaş'ın röportajı


Kamil insan olmak, yaradanın yaratmış olduğu herşeyi anlamaya çalışmak, bilgiyi tanımlamaya çalışmaktır. Bunu yapmak imkansızdır ama, bu bilgiyi kabullenmeye çalışmaktır. İnsanlar olmadık şeylerle, bir şeyleri inkar etmeye çalışıyor. Sen nesin? İnsansın… Olması gereken yerde olmuş bir ünitesin. Yaratılışın bir sistemi var. Bizim dışımızda koca bir kainat var. Bir kere bunu anla, kabul et. Neticede, bu kainatta sadece sen yoksun, sen olması gereken yerde olan bir ünitesin sadece. Olması gereken yer derken, yaratılışın mükemmelliğini anlatmaya çalışıyorum. Herşeyin bir zamanı, zemini var. Herşeyin bir başı var, sonu var. Yaratılışı olduğu gibi kabul edersen, şunu da bilirsin: Yaratılışta kötü olan hiçbir şey yoktur.



Siz bir bestenizde “Batsın bu dünya” dediniz, “Gülecek yüzlerimiz” dediniz. Fakat, bugünlerde insanlığın öldüğü Gazze katliamlarını sormak isterim. Batsın bu dünya diyesimiz geliyor…

 Biz dünyamızın fiziki olarak batmasını hiçbir zaman istemeyiz. Böyle bir şeyi yapmamız mümkün değil. Bizim batsın diye söylediğimiz dünya, birilerinin kurmuş olduğu, paylaşmayı bilmeyen, güzellikleri korumayan, bu dünya düzenini bozmaya kalkışanların dünyasıdır. O zaman bu dünyayı yeniden kurmak gerekiyor, sistemi yeniden yapmak gerekiyor. Zulüm dünyası batsın… Dünyayı çirkinleştiren sistemler batsın, yeniden kurulsun. Bu dünya psikolojik bir dünya kuralım. Varlığımızın sürdüğü burada daha adil, daha sevgi dolu, daha barış içinde, kardeşçe bir dünya kuralım. Şu anda Gazze’de dünyanın gözü önünde yaşanan gerçekten son derece üzücü, son derece kahredici, hepimizin yüreğini parçalayan bir durum var. Son derece çirkin bir durum var. Bunun bir an evvel düzelmesi lazım. Bunun düzeltilmesi için gereken herşeyin yapılması lazım. Böyle bir şeye neden kalkışıldığı anlaşılmazdır. Bunun sebeplerini siyasi olarak anlamaya çalışıyoruz, ama, çocukların öldüğü, masum insanların öldüğü bu katliamların durması lazım. Sadece bu olaylara değil, ben Bosna’da yaşanan trajedilere de karşıyım, Irak’ta yaşanan zulme de karşıyım. Bu dünya hepimizin… Bu dünya hepimize yeter… Gün gelecek zaten bu dünyada hiç birimiz olmayacak. Sultan Süleyman’a kalmamış bu dünya. Bu dünyada insanların yaşama hakkını gaspetmeyelim. Herkes yaradanın nimetlerinden yararlansın… Fakat, kötü siyaset, buna engel oluyor… Terörün her türlüsüne karşıyım… Her türlü can almaya karşıyım… Hayvanlar bile can alırken, daha insaflı davranıyorlar, daha asiller… Bir balina için gemiler kaldırılıyor, fok balıkları için çevre dernekleri ayağa kalkıyor… Böyle bir tezat bir dünyada yaşıyoruz. Bunun hiçbir özrü yok… Bebekler ölüyor, can gidiyor bu olaylarda… Bunun dili, dini yok… İnsanlık meselesi.

Sanatçı duruşunuzla ürettiğiniz değerlerle bir kuşağa damga vurdunuz. Hatta müziğiniz kuşaklar arası geçiş yaptı. Son dönemde bu türde sanatçı sayımız azaldı, hatta günü birlik sanatçılar ortaya çıktı. Sanatı çok hoyratça mı kullandık?

 Bazı mecburiyetler insana istemediği şeyleri yaptırtabiliyor. Ama ben sanat kavramının güzellikle iç içe olmasını isterim. Sanat yaşamın estetiğidir… Yaşamı daha estetik hale getirmek, güzelleştirmek sanatçının görevidir. Bunu yapabilenler elbette var. Ama, son zamanlarda bazı şeyler bunu erteletebiliyor ya da yaptırmıyor. Mesela şu anda bizim camiada, korsanlık, hırsızlık müthiş bir yara. Mekanik anlamda CD, internet ve GSM’lere intikal etti bunlar. Muazzam bir kayıp var. Bu kayıp camianın içindeki insanları kaçırmaya başladı. Üreten insanlar bu değerlerle yaşıyorlar. Karşılığını alamayınca yaşayamıyorlar. Bu türde büyük sanatçıların, son dönemde açıkça söyleyeyim ki, şevkleri kırıldı. Gittikçe üretim azaldı… Üretim azalmasına bir rakam vereyim: 270 milyon albüm tüketilmesi gereken bir ülkeyiz. Ama, tüketim oranımız 7 milyon. Nereye gitti? Korsan, internet… İnternet alanından gelen devede kulak. Bununla bu sektör dönmüyor.



Telif hakları alanında çok daha kapsamlı ve caydırıcı önlemler alınamaz mı?

Şu anda bizim bir yasamız var. 5846 sayılı yasa, fikir ve sanat eserleri yasasıdır. Bahsini ettiğimiz bütün hakların, toplanması, alınmasıyla ilgili bu yasa herşeyi emreder, izin verir. Şu anda bu yasaya göre kurulmuş, MÜYAP, MESAM, MÜYOR gibi meslek birlikleri var. Güzel sanatlar alanında da birlikler var. Ama, özetle şunu söyleyeyim: Bazı alanlarda telif hakları önemlidir. Televizyonlar, radyolar, oteller, moteller, canlı performans yapılan yerler, konser alanları, mağazalar, gece kulüpleri, restaurantlar. Dijital alanlar, GSM’ler. Fakat, bazı alanlardan gelen telif 30’da 1, bazılarından 50’de 1. Telif alınmaya başlandı, ama, dönüşler sektörün yürümesine yardımcı olmaktan çok uzak. Telif korsanlığı daha da zor. Telif haklarıyla ilgili kendimizi hala anlatmaya çalışıyoruz. Hızla anlaşılmaya başlanıldık…

Kuşaklar arası geçiş yapan sanatçılarımızdan bahsediyorduk…

Her ne kadar bu sorunlardan dolayı küsse de arkadaşlarımız, yüz tane üretirken beş tane üretmeye devam ediyorlar. Bu arada nesiller boyu bazı değişikliklerin olması da kaçınılmaz. Nesiller arası duygu farklılıkları, yaşam farklılıkları olabiliyor. İnternet yoktu bir zamanlar. Cep telefonu yoktu bir zamanlar. O zaman hayat yok muydu? Vardı… Bence daha da güzeldi. İnternete, cep telefonuna karşı değiliz. Bilgisayarla birlikte müziğin yazılımı değişti. Müziğin içine bilgisayar efekti girdi. Her türlü efekt sesi kullanabiliyorsunuz. Rap tarzı müzik var mesela. Yeni ilaveler oluyor müziğe… Yeni şeylere daha önceki kuşaklar hiç alışmadıkları için ters de gelebilir. Ama, önemli olan, hangi olgu olursa olsun, önemli olan kaliteli olmasıdır. Müzik kalitesi iyi olsun. Neticede her şey insana yöneliktir. İnsana yarar sağlasın. İnsan, çok güzel bir varlıktır… İki insan bir araya gelirse, varlık devam eder. İki insanın bir araya gelmesinde en önemli rolü sevgi oynar. Bu sevgi anlatılmalı… Herkesin sevgiyi anlatması farklı. Neticede sevgi ortada. Yaradanın bize vermiş olduğu duyguların en başında gelen bir olgudur sevgi. Müzik de, sevgiyi, sevdayı, aşkı en iyi anlatan yöntemlerden birisidir. Sevgi sanatla bağlantılıdır… Sanat, güzellikleri anlatmalıdır… Varolanı korumaya, güzelleştirmeye yöneliktir. Bunların hepsi yaşamın içindedir… En büyük sanatçı da yaradandır… Biz onun bir hiçiyiz… Biz onun bir parçasıyız… Bütünün parçasıyız… Tek başımızı bir hiçiz. Ondan nasiplenmeye çalışıyoruz. Bilgi esastır.. Bilgi ordan gelir… Bilgi birdir, bir de aziz olan Allah’tır. Onun bilgilerini anlamaya çalışıyoruz. Kamil insan olmak gerekir aslında. Kamil insan olmak, yaradanın yaratmış olduğu herşeyi anlamaya çalışmak, bilgiyi tanımlamaya çalışmaktır. Bunu yapmak imkansızdır ama, bu bilgiyi kabullenmeye çalışmaktır. İnsanlar olmadık şeylerle, bir şeyleri inkar etmeye çalışıyor. Sen nesin? İnsansın… Olması gereken yerde olmuş bir ünitesin. Yaratılışın bir sistemi var. Bizim dışımızda koca bir kainat var. Bir kere bunu anla, kabul et. Neticede, bu kainatta sadece sen yoksun, sen olması gereken yerde olan bir ünitesin sadece. Olması gereken yer derken, yaratılışın mükemmelliğini anlatmaya çalışıyorum. Herşeyin bir zamanı, zemini var. Herşeyin bir başı var, sonu var. Yaratılışı olduğu gibi kabul edersen, şunu da bilirsin: Yaratılışta kötü olan hiçbir şey yoktur. Yaradılan her şey mükemmeldir. Ama biz insanlar, bu mükemmelliği yeterince anlayamayız. İşimize geldiğimiz gibi hareket ederiz, kötüleştiririz. Yaradılan harikadır, kötüleştirmek insana mahsusdur. Eğer yaradılışı kabul edebilirsen, güzellikleri bozmaya kalkışmaşsan, o zaman hatalarımız az olur. Hatasız insan olmaz… Hatasız bir Allah. Daha mutlu bir yaşam, daha yararlı bir insan olur o zaman. Böylece, şükrettiği için duası da kabul olur. Bence, şükretmeyenin duası kabul olmaz.



Sizin de müziğinizde elektronik bir form geldi son dönemde. Anlatır mısınız?

Ben aslında akustiği yoğun olarak kullanan biriyim. Doğal olarak enstrümanları kullanıyorum. Bilgisayarı da kullanıyoruz. Ama, bilgisayar bize hakim değil, biz ona hakimiz. Bazı müziklerde bilgisayar hakimdir. Ben kesinlikle bilgisayara teslim olmayı düşünmüyorum. Akustik aletlerle beste yapmaya devam edeceğim. Daha duygulu geliyor bana. Bilgisayar da insan aklının ürünü. İnsanın aklını da veren yine Allah. Dolayısıyla bunu iyi kullanmak gerekiyor. Yaradanın vermiş olduğu akılla, insana, doğaya yararlı olan her şey ne varsa, bunu iyi bir şekilde kullanmaya çalışmalıyız. Altyapı üst yapıyı fazla boğmamalı… Bunlar teknik konular bence.

Tarih okuduğunuzu söylemiştiniz. Siz, bir dönem sinemada bulundunuz. Böyle tarihi bir film yapılmış olsa, bu proje gelse kimi oynamak isterdiniz?

Türk tarihi, dünyanın en zengin tarihine sahiptir. Bakın dünya haritasına, bizim bulunduğumuz yer açısından daha zengin bir yer bulamazsınız. Anlatılacak o kadar çok şeyimiz, değerlerimiz, manevi değerlerimiz var ki. Dünya çapında… Hepsini yapmak lazım da, ikisiyle başlamak lazım. Bir Fatih Sultan Mehmet Han… İki, Etrüskler. Ahmet Yesevi’miz, Yunus Emre’miz, Mevlana’mız… O kadar çok değerimiz var ki. Biz dünyaya kendimizi yeterince ifade edemedik. Biz tarihimizi iyi bilmediğimiz için, bazı noktalarda aciz kaldığımızı düşünüyorum. Yakın tarihimizi, uzak tarihimizi. Fatih Sultan Mehmet Han, bir devir açtı kapadı. Sadece İstanbul’u mu fethetti? Fatih Sultan bu fetihle, Roma İmparatorluğunu almıştır… Aynı zamanda Ortodoksların merkezini almıştır… Fatih Sultan Mehmet Han, bu kültürlere karışmamış, dünyaya örnek olacak bir tavır sergilemiştir. Biz, Fatih Sultan’ı ya da diğer padişahların sadece savaşlarını anlatmışızdır… Bir çok Padişah, müzisyendir, şairdir… Yavuz Sultan Selim’den Kanuni Sultan Süleyman’a kadar her padişah ayrı bir değerdir. Bizim tarihimizde Mehteran’ın, Mehteran müziğinin ayrı bir yeri vardır. Türkler, geçmişte de müziğe çok önem vermişlerdir. Bir misafir geldiğinde, ozanlar karşılardı onu. Bu bir gelenektir. Biz, dünyanın en zengin halk oyunlarına sahip olan bir ülkeyiz. Bu bizim hayata bakışımızdır… Ben bir zamanlar, müziğimizi yasaklayan bir değer var mı diye araştırdım. Ben 14 yaşındayken bağlama çalarken birisi geldi, “Ha bunu çalmak günahtır” dedi. Dedim ki, “Neden günahtır?”… Bir şey demeden gitti. Güzel sanatları yasaklayan bir şey var mı dinimizde? Neticede, Süleyman Uludağ beyefendinin bir kitabını okudum… Çok güzel analiz yapmış… Kur’an’da güzel sanatlara karşı bir şey olmadığını ortaya koyuyor. Üstelik, sonunda da, “Allah güzeli sever” hadisi şerifini koymuş.

Etrüskler kimdir peki? Etrüskler, 4000 yıl evvel, Avrupa kültürünün temelini atan Türk kavmidir. Bulundukları yer, Kuzey İtalya… Etürüsk devletini kuruyorlar… Avrupa uygarlığının temelini Etürüskler atıyor. Latince onlardan etkilenerek oluşturuluyor. Roma şehrini 2700 yıl evvel onlar kuruyor. Bunları biliyor muyuz? Hayır… 2004 yılında İtalya’da Toscana bölgesinde Ferrara tarih üniversitesi Etrüskleri araştıralım deyip, 80 mezarı kazıyorlar ve kemik DNA’larına bakıyorlar. Yüzde 97 oranında Türklerle uyum sağlamış. Ben bir kültürel boyuttan bahsediyorum. Birileri bizi yanlış anlatırken bizim de kendimizi iyi anlatmamız lazım. Birileri, Gece Yarısı Ekspresi filmini yaptı, bizi dünyaya kötü şekilde lanse ettiler. Bir çok kişi bizi öyle tanıyor. Cennetin Krallığını yaptılar dünya yıkıldı. Troya burnumuzun dibinde, bizim ülkemizin parçası. Gidip Fas’ta yaptılar bu filmi.

Siz bağlama üstadısınız. Bir bağlama konçertosu yapacak mısınız? Hayranlarınıza ne hazırlıyorsunuz son olarak?

Şu anda bir albüm çalışması içindeyim. Yakında stüdyoya gireceğim. Notalarını yazıyorum. Rutin yapmam lazım gelen bir çalışma. Ama, bunların içinde birkaç tanesi, hem senfonik duyarlı, hem de bağlamanın özelliklerini yansıtan bir nevi konçerto niteliği taşıyor. Bütünüyle konçerto albümü değil. Bağlama çalanlar ilgilenecekler… Bunun yanında bir kitap yazıyoruz ağır gidiyor. Ondan sonra bir tribuit çalışmamız var. Onur şeref albümümüz. Benim eserlerimi yorumlayacak, 20-30 arkadaşımız… Şu ana kadar yapmadığım, sevenlerime notalarımı sunamamıştım. Şu ana kadar arkadaşlarıma notalarımı sunmamanın üzüntüsünü de yaşıyorum. Bir kitap halinde, fasiküller halinde gelecek inşallah. Bu sene, bir okul olayımız vardı. Bir müzik akedemisi. Burada hem bilineni anlatmak hem de yeni araştırmalar yaparak, şu ana kadar yapamadığım şeyleri genişletmek.

Son Güncelleme: Cuma, 27 Şubat 2009 02:53
 
Reklam
Telif Hakkı © 2014 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.
 

Gursoylar