Orhan Baba’nın Teknoloji Aşkı

Yazar: Erdem Gürsoy - 18 Ocak 2010 - Kategori: Haberler

Türkiye’nin Orhan Baba’sı Orhan Gencabay son günlerde Vodafone’un “Türkiye’nin gönlünü kapsıyor” sloganlı reklamlarıyla her yerde… Kimileri eleştirse de çoğunluk Orhan Gencebay’ı sık sık televizyonda görmekten memnun. Ancak Gencebay’ın bir iletişim teknolojisi ürünün reklamında oynaması tesadüf değil. Çünkü Orhan Baba, “benim” diyen gençleri cebinden çıkaracak kadar usta bir teknoloji tutkunu. Onun teknoloji hızına ise hayat arkadaşı Sevim Emre yetişiyor. Orhan Gencebay: “Teknoloji merakım, sinemada kameralarla başladı.

Videolar çıktığında ilk alan bendim. Uzay Yolu’nda Kaptan Kirk’ten çok etkilenmiştim. i-Phone’umu yanıma almadan yürüyüşe çıkmam. İlham geldiğinde cep telefonuma kaydederim. Sevim Hanım torunla chat yapıp, facebook’a girerken ben uzayla ilgili siteleri ziyaret edip Google Earth’le dünyayı geziyorum” diyor.
Teknolojiyle aranız nasıl?

Her zaman iyidir. Bu sinemadan gelen bir merak; 8’lik kameralar, 70’lerden itibaren kullandığımız 35’lik kameralar vardı. Yönetmenlik yapmadım filmlerde oynadım, kamerayı ve açıları bilirim. Ses ve ışık sistemlerini öğrendim. 80’lerde videolar çıktı. Videoları ilk alanlardanım… Aldık 15 kiloydu, taşıdık onu (gülüyor). Kamera alınca da modellerim Sevim Hanım ve oğlumdu. O zamanlardan beri ilgilenirim… Beni ilk etkileyen teknolojik cihaz ise 1967 yılında Almanya’nın Köln şehrindeki bir stüdyoda gördüğüm 48 kanallı teyplerdi. 48 kayıt kanalı vardı ki o zaman bizde bir taneydi. 48 kanal acayip bir şeydi. Orada bir orkestrayla şarkı söylemiştim. Aradan benim sesimi orkestranın sesinden ayırıp dinlettiklerinde şok olmuştum. “Bu nasıl teknoloji” diye. O teknoloji bize 10-15 sene sonra geldi. Bizde kanallar arttı, şimdi bilgisayarlarla sınırsız kanallı kayıt cihazları var.

Teknolojinin hızını takip ediyorsunuz yani…

Hem de nasıl! Arkadan tabii ki bilgisayar, internet geldi; derken GSM’ler…

Cep telefonları ilk çıktığında ne düşündünüz?

Şaşırmıştık, eskiden Uzay Yolu vardı. Uzay Yolu’nda Kaptan Kirk cebinden bir şey çıkarır konuşurdu ya… “Vay canına vay” derdik. Çok etkilenmiştim. Onların hepsi gerçekleşti. Amatör astrofizikçiyim. Teknolojiyle de haliyle fazlasıyla ilgileniyorum. Cern’deki Big Bang deneyini ilgiyle takip ediyorum. Bu kadar yakın ilgim var…

Cep telefonunu ilk kullandığınızda hemen uyum sağladınız mı? Aramak, aranmak, mesajlaşmak… Hangisini daha çok kullandınız?

Tabii… Aranıyordum, arıyordum, mesaj da atıyordum. Ama oyun oynamıyordum (gülüyor).

Mesajı çok kullanırım, bazen uzun ve sitemkâr yazarım

Sevim Hanım’la ilişkinizi nasıl etkiledi cep telefonu? Günde kaç kere konuşuyorsunuz?

Günde 8-10 defa olabiliyor (gülüyor). Cep telefonuyla artık her yere kolay ulaşılabiliyor. İlle ulaşılması gerekiyor mu? Hayır, ama bu alışkanlığı getirdi bize, herkes ille her yere ulaşmak istiyor. En çok da şüphesiz Sevim Hanım’la konuşuyorum.

Mesajlaşmayla aranız nasıl?

Mesajı çok kullanıyorum, hatta konuşmaktan daha fazla kullanıyorum. Her ikisini de gerektiği gibi kullanıyorum. Bazen uzun uzun mesajlar da yazıyoruz tabii sitemkâr olabiliyor bu mesajlar.

Mesajla tartıştınız mı hiç?

Hayır ama sitem edebiliriz. Bazen insan söylemeye çekindiği şeyleri yazıyor… Yine de kimseyi kıracak bir şey yazmıyoruz ama söyleyeceğimiz şeyi sanki mesajla daha güçlü imâ ediyoruz.

İlişkileri değiştirdi mi cep telefonu ve teknoloji?

Mutlaka etkiledi. Pekiştirdi belki, olumsuz da etkiledi. Çünkü insanların günlük yaşamında çok fazla yer tutuyor; evvelce bunlar yoktu. Bambaşka alışkanlıklar getirdi. İletişim bir an kesintiye uğrasa veya birini bulamayınca insan küsüyor.

Mesela bir dostunuzu arıyorsunuz, cevap vermeyince küsebiliyor insan. “Niye açmadı acaba? Açmalıydı” diyor… Halbuki bırak, adamın belki işi var.

İlham gelince cep telefonuma kaydettim

3G’ye hemen geçtiniz mi?

Geçtim… Ama şimdi 3G’de görünmek de var (gülüyor). “Neredesin etrafı göster” denilebilir. Sonra optik göz var. Her yeri gösteriyor, koy kenara zoom bile yap; olacak şey değil! Bunlar insanı olağanüstü şaşırtıyor. 3G’den de önce, toplantılarda görüntülü sunumlar yapmıştık.

Mesela bir ilham geldi… Hemen kaydediyor musunuz?

Telefonum hem sesi kaydediyor hem görüntüyü. Onu da yaptım, bazı bestelerimi not aldım, kaydettim. Yeni albümümde yer alacak olan şarkılar için bazı müzik notlarımı yanımda teyp olmadığı için cep telefonuma kaydettim. Çok yararlı bu konuda.

Cep telefonunuzun melodisi nedir?

Bir ara torunum Efe’nin rap tarzı konuştuğu bir ses kaydı vardı, onunla çalıyordu. Derken bir oryantal notum var, o çaldı. Bir ara Dil Yarası adlı şarkımdı.

Başka ne cihazlar alacaksınız?

Geçen gün hırsız girdi, plazmamızı çaldı. Led TV alacağız, yeni dijital kameralar var; hard diski 30 saat çekiyor, harika! Vodafone’un optik gözü “cin göz”den mutlaka alacağız. Teknoloji marketlere gittiğimde bir şey almasam bile neler çıkmış diye bakıyorum.

Sevim Hanım’ın facebook’ta sayfası var benim yok, uzayla ilgili sitelere giriyorum

Sevim Hanım’ın teknolojiyle arası nasıl?

Onun da arası iyi. Internet kullanıyor, küçük bir laptop’u var. Çantasında taşıyabiliyor.

Siz mi öğrettiniz interneti?

Kendisi öğrendi. Torunumuz Efe bir harika! Her şeyi ezbere biliyor. Sevim Hanım Efe’yle chatleşiyor internette.

Facebook’ta var mısınız?

Ben yokum, Sevim Hanım var.

Siz de girecek misiniz Facebook’a? Hayran sayfalarınız var…

Evet çok var. Benim yerime sayfa açıyorlar zaten… Bir zamanlar fan kulüpler vardı. 70’lerde 500 fan kulübüm vardı, yetişemiyordum. Şimdi de öyle, sayısını bilmiyorum…

En çok hangi internet sitelerini ziyaret ediyorsunuz?

Uzayla ilgili sitelere giriyorum. Uzayla ilgili şeyler çok ilgimi çekiyor. Mesela Google Earth’e girdiğiniz zaman dünyanın neresini isterseniz yukardan görebiliyorsunuz. Bakın Orta Asya’ya, tabanı deniz tabanı gibi görürsünüz. Çünkü eskiden denizdi. Ben bayılıyorum bunlara… Google Earth’le dünyayı gezebiliyorum. Gazetelere de hem internetten hem gazeteden bakıyorum.

Reklamı eleştirenler de oldu “Reklamla da olsa Orhan Baba’yı dinliyor, görüyoruz iyi oldu” diyenler de… Siz ne diyorsunuz eleştirilere?

“Sanki internetten şarkı indirimine teşvik ediyorsunuz” diye de tenkit geldi. Reklamda “İnternet öyle harika bir şey ki, bir bakıyorsunuz Hatasız Kul Olmaz’ı milyonlarca kişi indirmiş, insanı mutlu ediyor” diyorum. Bunun için tenkit edildim. “Keşke hepsi yasal olsaydı” diye ekleyebilirdik. Bunu anlatmak istedik. “Yasal indirenler de var ama keşke korsan da olmasa” deseydim o tenkiti almayacaktık.

Orhan Baba’dan teknoloji çağı çocuklarına hayat dersleri

Ahkam kesmeyelim, olasılık kavramını eksik etmeyelim

- Teknoloji aşkı olumsuz etkileyemez. Aşk olduğu gibi duruyor. Yeni şarkı sözlerimde de anlatıyorum:

“Korkuyorlar aşklar, aşklar korku içinde, sevmekten korkuyorlar, aşklar bile ağlıyor kendi yalnızlığına, cesaretin varsa; bencilliğini yen!”

- Hiçbir zaman “Şu şöyledir, bu böyledir” diye ahkam kesmeyelim.

Olasılık kavramını hiçbir zaman eksik etmeyelim.

- Bir söz vardır: “Doğru hayat yoktur, hayatın renkleri vardır.” Neye göre doğrudur hayat? Bir memura göre mi? Bir işçiye göre mi? Bir iş adamı ya da bir askere göre mi?

Hayatın aynı tornadan çıkmış bir örneği yoktur; hayatlar vardır.

- Aşk her zaman bir abide gibi durur, aşka bir şey olmaz, aşka ne olacak! Aşklar birbirine yakınlaştırır. Anne-baba, çocuğuna sevgisini verdiği sürece aşk hiçbir zaman yok olamayacaktır.

- Bilgiden kaçmak olmaz ama bilgi “Yaradan”ın bilgisi. Biz ne biliyoruz ki! Daha neler neler öğreneceğiz…

- İki insan bir araya geliyorsa, insan var olur. Bu kadar insan var olduğuna göre demek ki insanlar bir araya geliyor… Demek ki aşk yok olmuyor.

- Doğru bir hayat; mutlu olamaya çalışmaktır. O da koşulsuz sevgiden gelir. Aile hayatı, koşulsuz sevgi için tarih boyunca en çok denenen şekildir. Çocuk aile içinde koşulsuz sevgi ve saygıyı öğrenecek, o zaman aşk devam edecek.

Şarkılar yasal yoldan indirilsin, mağdur olmayalım

Meslek birlikleri olarak sanat ve sanatçıyı korumak için dijital platform kurduk. Dijital platform internetten bütün GSM’lere cevap verebilen bir datadır. Şu anda 120 bin eser bu datada kayıtlı. Bu datadan şarkılar yasal olarak indirilebilir. Ama yapılmıyor. Bu yüzden teknoloji bizi mağdur da ediyor. Şarkıları yasal yoldan indirilenler 18-20 bin milyon, olması gereken ise 2,5-3 milyar. Bu datadan indirilsin şarkılar. Sanatçı, eserlerin telif haklarını korunsun, ticari kayıplar engellensin. Birçok kuruluş faydalanıyor; Vodefone da bunlardan biri. Sitesini her gün binlerce kişi tıklıyor, şarkılarımı oradan indirip dinleyebiliyorlar.

i-Phone’la yürüyüşe çıkarım

Aslanlar gibi Jimi Hendrix dinliyorum

i-Phone’unuz var mı?

Yürürken onu dinleyerek yürüyorum. Mp3 aslında bana göre değil. Çünkü ses kalitesinden güzel bir setin soundunu almak mümkün değil ama yürürken iyi oluyor. Tabii bunlar i-Phone’uma yasal yollarla giriyor.

En çok ne dinliyorsunuz? Neler var i-Phone’unuzda?

Biz müziğe farklı bakıyoruz. Normal müzik dinleyicisinin listesi daha farklı. Benim vereceğim listeyi gören “Allah Allah” diyebilir… Ama bir kaçını söyleyecek olursam:

- Hacı Taşan (Halk Müziği)

- Muharrem Ertaş (Halk Müziği)

- Barış Manço (En çok Dağlar Dağlar’ı seviyor)

- Jimi Hendrix

- Led Zeppelin

- Elvis Presley

- Beatles

- Tony Osborne

- Beethoven, Mozart ve diğer klasiklerin eserleri

- Amerikan Country’leri

- İspanyol Flamenko’lar

- Rock da dinliyorsunuz…

Eskiden beri bilenler, bana “rockçı” der. Rock müziği özgürlüktür. Elvis, Beatles’la başladı… O zamanki Jimi Hendrix’i canavar gibi, aslanlar gibi dinlerdim. Hâlâ dinlerim. Rock’ın babası diye anılan Erkin Koray benden etkilendiğini söyledi, biz de ondan etkilendik. Rock soundları da ilk ben kullandım. Cem Karaca, Barış Manço, Moğollar bizdeki en iyi temsilcileri oldu. Onlarla hep iç içeydim. Bana söylediler, haberi geldi Led Zeppelin de benimle çok ilgilenmiş 70’lerden itibaren… Ben de onları dinlerim.

Yeni albümümde Ergenekon adlı bir şarkı var

Mart’ta çıkacak olan yeni albümümün adı “Berhüdar Ol.” Berhüdar ol, “Allah’a emanet ol” yani “Mutlu ol, huzurlu ol. Allah yanında olsun” anlamlarını içeren bir deyimdir. Dedem çok kullanırdı, onun hatırası… Bir enstrümantal çalışma var, adı: Ergenekon. Bugünkü Ergenekon davasıyla hiç ilgisi yok. Ergenekon, Türk tarihinin en kuvvetli destanıdır. Yeniden varoluş destanıdır. İsminden dolayı “Reklam için kullanıyor” derlerse adını Diriliş olarak değiştireceğim. Albüm çıkmadan 15 gün önce Vodafone aboneleri bütün şarkıları internet üzerinden dinleyebilecek. Çünkü o parçaların telif hakları önceden ödendi.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Hiç Haram Yemedim

Yazar: Erdem Gürsoy - 8 Ocak 2010 - Kategori: Haberler

Orhan Gencebay, Büyükşehir Belediyesi Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nün geçtiğimiz günlerde yıktığı villasının kaçak olmadığını söyledi. “Hayatım boyunca kanunsuz iş yapmadım” diyen ünlü müzik adamı şöyle konuştu: “Yaşamım boyunca ne bir lokma haram yedim, ne kaçak bir iş yaptım, ne de başkasına ait olan bir şeye ‘benimdir’ dedim. Kendime yakıştıramadığım bir şeyi başkasına da yakıştıramadım. Hakkımda kaçak ev yaptırdığım şeklinde çıkan haberler beni çok üzdü. Bu haberler kesinlikle ve tamamen yalandır!”

MAĞDUR OLAN ÇOK
Gencebay, Sarıyer sırtlarında 1985 yılında devletin verdiği ruhsatla yapılan Yeni Dostlar Yapı Kooperatifi içindeki 89 villadan biri olan evinin her şeyiyle yasal, plan ve projesiyle vergisinin ödendiğini belirtti: “Bu evleri yönetim kurulu olarak dostluklarından onur duyduğum çok değerli arkadaşlarla yaptık. Diyebilirim ki, İstanbul’daki en düzgün sitelerin başında anılan sitelerdendir” diyen sanatçı ekledi: “Son emlak vergilerini

de geçen aylarda ödedim, ödedik. Şu anda sitemiz bakımlı ve içinde yıllardır yaşanmaktadır. İstanbul’da binlerce ev de aynı durumdadır. Maalesef tüm bu sitelere ve evlere zaman zaman yıkım kararı çıkmıştır. Hiçbir yanlışı ve günahı olmayan vatandaşlarımız sürekli huzursuzluk içinde yaşamakta ve mağdurlardır. Suçlu olan tabii ki cezasını çeker fakat devletimizin verdiği ruhsatlarla yapılan ve bazı farklı yorumlarla olumsuzluğa itilen bu yuvaların sorununun bir an evvel halledilmesini beklemekten başka çare yoktur. Temenni ederim ki, yönetimlerimiz bu sorunu bir an evvel aşacaktır.”
2010′DA ALBÜM, KİTAP, REKLAM SAHNE, DİZİ VE FİLM PROJELERİ VAR!
2010 yılıyla ilgili olarak bekleyen yeni projelerini hayata geçirecek olmanın mutluluğunu yaşayan Orhan Gencebay, hayranlarına müjdeli haberler verdi. İlk iş olarak ‘Berhüdar Ol’ adlı albümünü bitirmek istediğini anlatan ünlü müzisyen, ardından hayatını kaleme aldığı kitabını çıkartacağını, prodüksiyonunu kendisinin yapıp oynayacağı bir film ile dizi projesi yapmak istediğini de söyledi.

HACI BEKTAŞİ’NİN SÖZLERİ
İlk amacım albümümü bitirmek. Bu albümde çok farklı şeyler var. Güzel bestelerim var. Kendimi övmek istemiyorum ama herkes böyle olduğunu söylüyor.
Bu albüme Hacı Bektaşi’nin sözleriyle başlıyoruz. Sonra 20′li yaşlarda askerken yaptığım ve Kurtuluş Savaşı’nı düşünürken yaptığım bir bestem var. Benim böyle bestelerim vardır. Bir diğer bestem de ‘Vatan Sağolsun’. Şarkıları bu döneme getirmek için özel bir çaba göstermedim.

HER ŞEY MÜKEMMEL OLMALI
Bu zamana kadar hiç sahneye çıkmadım, çıkmam da aslında ama istediğim ortamı bulursam neden olmasın? Şu anda konuşuyoruz ama ilk kez çıkacağım için her şeyin en mükemmel olması lazım.
Bir reklam (Vodafone) filminde oynuyorum. Normalde çok seçiciyim ama baktım senaryo bana uyuyor, ‘varım’ dedim. İki bölüm yaptık. İkincisi şubatta çekilecek. Çok güzel oldu. İkinci kez bir reklamda oynuyorum, büyük bir önemi var.

HELİKOPTERLE İNECEKTİM
Orhan Gencebay ‘sesi yetmediği için konser veremiyor’ söylentilerine de yanıt verdi:
41 yıldır sanat hayatında olup sadece kendi bestelerini okuyan, dünyada böyle biri yoktur sanırım. Ben müzikte devrim yapan biri olarak anıldım her zaman. Sahnede ilk kez şarkı söyleyenler assolistlik yapıyor da, 6 yaşından beri müzisyen olan Orhan Gencebay mı yapamayacak? Bu düşünülemez bile!

BENZERİ DUBAI’DE OLMUŞ
Beni sahneye çıkartabilmek için kimseye yapılmayan tekliflerle geldiler. Aklımda kalan en dikkat çekici olanı şuydu; Haliç’te bir platform üzerinde konser verecektim ve gökyüzünde yüzlerce uçan toplarda benim filmlerim dönecek, ben de helikopterle inecektim. Benzeri bir Dubai’de yapılmış. Konseri izleyecek kişi bir-iki milyondan aşağı değildi. Bir kerelikti ve devamı gelmeyecekti, kaynak sorunu sebebiyle olmadı. Madem bir kez sahneye çıkıyorum, ülkemin her yerinde sevenlerime ulaşmak isterim.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Berhüdar Ol Albümü

Yazar: Erdem Gürsoy - 2 Ocak 2010 - Kategori: Haberler

Vodafone’un reklam kampanyasında yeni yüzü olan ünlü sanatçı Orhan Gencebay, “Berhüdar ol” albümüne öncelikli olarak Vodafone Türkiye abonelerinin ulaşacağını söyledi

TRT yasağı 1979 yılbaşı gecesi kaldırılan Orhan Gencebay Vorafone kapsama alanı reklamları ile yine gece yarısı ekranlarda kutlama mesajı yayınladı. Yeni reklam kampanyasında Vodafone kapsama alanı ve 3G yatırımları anlatılıyor. Farklı reklam filmlerinin olacağı kampanyada Gencebay’ın “Berhüdar ol” albümü de öncelikli olarak Vodafone abonelerinin beğenisine sunulacak. Kampanya ile ilgili olarak SABAH’a açıklama yapan Orhan Gencebay, kendisinin geniş bir dinleyici kitlesine sahip olduğunu ifade ederek, “Vodafone da kapsama alanı için büyük yatırımlar yapan bir dünya şirketi. Bu yüzden Vodafone ile önce kapsama alanlarımız buluştu. Biz gönüllere ulaşıyoruz. Onlarda insanların birbirlerine ulaşmasını sağlayan hizmeti sunuyor” dedi.

AİLEDEN BİRİ GÖRÜLÜYOR
Orhan Gencebay’ı Türk insanının yüzde 75′inin aileden biri gibi görüp sevdiğini, “Orhan Baba” dediğini kaydeden Vodafone Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Öğüt de,”Biz bu kampanyada insanların güvenini kazanmış bir sanatçı ile çalışmayı hedefledik” dedi.

‘Algı değiştirmek şebekeden zor’
KAPSAMA alanı için şebekeye yatırıma devam ettiklerini söyleyen Gökhan Öğüt “Algıyı değiştirmek baz istasyonu ve şebeke yatırımı yapmaktan bile zor. 1.3 milyar TL’lik yatırım bütçesiyle altyapı yatırımımız devam ediyor. 2G Şebeke ağımızı 2 yılda 2 misli genişleterek 11 bin baz istasyonuna ulaştık. 3G şebekesi de eklenince baz istasyonu sayımız 13 bine ulaştı. 2010 yılı Mart sonuna kadar 14 bine çıkaracağız” dedi.

‘Halkın güvendiği sanatçı’
Vodafone Genel Müdürü Serpil Timuray, Orhan Gencebay ile çalışmaktan çok mutlu olduklarını ifade ederek “Halkın güvenini kazanmış bir sanatçının bizim çalışmalarımızı anlatmamıza katkısının olacağını düşünüyorum” dedi.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

İstanbul Hatırası Filmi İzle

Yazar: Erdem Gürsoy - 18 Ocak 2009 - Kategori: Filmleri

‘Hz. Muhammed’in Hayatı Sahnelensin

Yazar: Erdem Gürsoy - 3 Mayıs 2008 - Kategori: Haberler

Orhan Gencebay, Fransız tatil köyünde Hz. İsa’ nın hayatının sahnelenmesine hayran kaldığını belirterek “Keşke Hz. Muhammed’ in hayatı da sahnelense..” dedi.

Popstar Alaturka jüri üyesi, Orhan Gencebay dün akşam ki konuşmalarıyla çok konuşulacak. Bir tarihte, Fransız tatil köyünde Hz. İsa’ nın hayatının sahnelendiğini ve bu gösteriye hayran kaldığını belirten Gencebay, Hz. Muhammed’ in hayatının da sahnelenmesi isteğini dile getirdi… Bu konuşmalar üzerine söz alan sanatçı Bülent Ersoy ise Gencebay’ a Hz. Muhammed ‘in yüzünün hiç bir şekilde gösterilmediğini, filmlerde herhangi bir artistin kendisini canlandırmadığını hatırlatınca Gencebay ‘Bunu tabi bu kadar yıldan beri gerçekleştirmek mümkün olmadı islam aleminde. Nedenleri vardır şüphesiz. Yorumlar çoktur. Bunu tabii ki ulemalar yani daha doğrusu ilahiyatçılar gerçek anlamda daha iyi açıklarlar, daha iyi bilirler diyorum.. Ama şunu görüyoruz ki gerçekten anlatılabilse ne mahsuru vardı diye insan merak ediyor. Belki daha da çok etkili olabilirdi. Çok daha farklı şeyler olabilirdi. Güzellikleri daha iyi anlayabilirdik..’ şeklinde konuştu…

‘Batsın Bu Dünya’yı Etiler’deki Villamda Yaptım

Yazar: Erdem Gürsoy - 28 Mart 2008 - Kategori: Haberler

Söz yazarı, besteci, müzisyen, şarkıcı, aranjör, müzik yapımcısı ve jüri üyesi… Orhan Gencebay’ın meziyetleri bu kadarla sınırlı değil… Müzik sektörünün meslek birliklerinden bir kısmının kurucusu, bir kısmının da yönetim kurulu üyesi olan Gencebay, telif haklarından müzik türlerinin tarihlerine kadar her konuda rafine bilgi sahibi bir müzik adamı…
Müzik dünyasının “Orhan Baba”sı Gencebay’la MESAM’ın Şişli’deki merkezinde Popstar Alaturka’dan Bülent Ersoy’a kadar geniş bir yelpazede kimi zaman tansiyonu yüksek bir “Cafe Sohbeti” yaptık.

Jüri üyesi olarak görev yaptığınız Star TV’deki “Popstar Alaturka”da uzun süredir iktidar Bülent Ersoy’da… Hepinizi sindirdi, susturdu.

Böyle bir şey yok. Kesinlikle olması da mümkün değil.

Nasıl yok? Size “sus” deyince reklam arasında jüriyi terk etmediniz mi?

Hayır bana ne Bülent, ne de başka kimse sus diyemez. Ayrıca ben de kimseye sus demem. Çünkü orada hepimiz müzik insanı olarak bir görev yapıyoruz. Kimse kimsenin emrinde değil ve olması da mümkün değil. Olamaz böyle bir şey. Jüride herkes kendi dağarcığındaki bilgisine göre değerlendirmesini yapacak. Herkesin payı, boyu eşit. Kimse kimsenin önünde olamaz. Görüş farklılıklarımız olabilir. Bülent benim 38 yıllık arkadaşım. Çok iyi tanırım. O zamandan beri abi – kardeş gibiyiz. Bana “Orhan Abi” der, ben de kardeşim gibi severim. Onun özel hayatı onu ilgilendirir. Ama o zamandan beri dostuz. Espri yapmaya çalışıyor. Önüme kimse geçmemiştir, ben de kimsenin önüne geçmedim. Hepimiz eşitiz.
Bülent Ersoy’un savaş karşıtı çıkış yaptığı programda herkes sizden de bir duruş bekledi, bunu yapmadığınız için sizi eleştirenler oldu.

O zaman o kişiler o bandı bularak ne konuştuğumu dinlesin, ondan sonra konuşsunlar. Konu farklı bir yöne kaydı. Bülent başka bir şey anlatmak istedi, başka bir şey anlaşıldı. Aslında Bülent orada gerçek anlamda ne vatana karşı, ne ülkeye karşı, ne askere karşı kesinlikle böyle bir şeyi yoktu. Ama ifade istenilen etkide olmadı. Tam anlatamadığı için yanlış anlaşıldı.
Ebru Hanım da birden, “Vatan bölünmez, şehitler ölmez” deyince bir kontras oluştu. Tabii ki ülkemiz gerek görüyorsa Kuzey Irak’a girilir. İcabında ülke için ölünür. Benim anlatmak istediğim buydu. Konuşmama dikkat etsinler. Konuşmamda sukûnet de vardır, bütün şiddetiyle vatanseverlik de… Vatan için can vermek nefsimüdafadır. Bu, hepimizin yapabileceği bir şeydir. Şehitlerimize son derece üzülmeme rağmen o gece onları kutladım, kutsal bir görev yaptıkları için. Herkesin kendine göre bir görüşü var. Niye bazıları, kendi fikirlerinin olması için dayatmacılık yapıyor?

Jürisinde görev yaptığınız “Popstar Alaturka”da birinci seçtiklerinizin hiçbiri müzikte bir yere gelemedi. Niye?

Popstar Alaturka şu anda Türkiye’de yapılan en ciddi, en büyük yarışma. Her seride 14 – 15 kişi oluyor. Bu kişileri aşağı yukarı 30 bin kişi arasından seçtik. Geçmişten çok daha farklı bir yerde oldukları bir gerçek.

Ona bir sözüm yok ama öte yandan da seçtiklerinizden hiçbiri henüz solist olarak kendini gösteremedi?

Şu son korsan ortamında, ne yapabilirler ki? En az 10’u albüm yapıyor.

Sevim Emre’nin “Popstar Alaturka”da giymeniz için hazırladığı kıyafetler marka mı olacak?

Sevim Ablan iyi görünmemle ilgili büyük bir çaba gösteriyor. Kendisi benim eşim beni sevdiği için aksesuarlarımı hazırlıyor, giysilerimi beraber seçiyoruz. Övgüler alıyor. Bir modaevinden ortaklık teklifi geldi. Yıllardır teklif geliyordu ama yapmıyordu. Teşvik ediyorum yap diye.

Sisteme değil, olumsuzluğa başkaldırıyor

Bir eser sahibinin ürettiği eserden çok para alması, yeni eserler üretmek adına onu besleyen bir şey midir, yoksa tüketen mi?

Böyle bir şeyi kabul etmem kesinlikle. Eser üreten kişi gerçek bir besteci, gerçek bir yaratıcı, yaşamın her döneminde sağlığı yerinde olduğu sürece hayata kırılmadığı sürece üretir.

Ama siz Baltalimanı’nda yalı dairesinde oturmaya başladıktan sonra bir “Batsın Bu Dünya” gibi bir eser daha yapmadınız ama?

“Batsın Bu Dünya” çok özel bir bestedir. 1975 yılında ülkemizin içinde bulunduğu durumu da göz önüne alarak yapılmıştır. O zaman da benim Etiler’de villam vardı, o çalışmayı orada yaptım. Bunun villayla falan ilgisi yok. “Batsın Bu Dünya”yı, “Bir Teselli Ver”i o zaman yaptım. En son yaptıklarımdan “Ayşem” 2 milyona yakın bir tiraj yaptı. Yakın zamanda yaptığım besteler “Cevap Ver” de bir kompozisyondur.

Ama bunların hiçbiri Baltalimanı’ndaki yalıdan çıkmadı?

Baltalimanı diye bir ayırım yok bizde. Ben öyle bir şeyi kesinlikle kabul etmiyorum. Karşıyım. Beste her yerde yapılır. En garibanken de yaparsın, zengin olduğunda da… Ben müzik adamıyım. Bunlar beni bağlamaz. Hayatımın hiçbir döneminde şöhret olmanın ara hesabını yaparak çalışmadım. Ben müzikte başarılı olmak için çalıştım.

Orhan Gencebay’ın hep sisteme başkaldıran bir yanı vardı…

Olumsuzluğa başkaldıran, sisteme değil. Hukuk devletiyiz ve Atatürk ilkelerine bağlıyız. Bunlara saygı duyan, bu çerçevede her türlü yeniliğe açık, muassır devletler seviyesine varmaya çalışan bir çaba, bir bilgi birikimi olan kişiyiz.

10 ismin çağrıştırdıkları

Sevim Emre: Hayat arkadaşım, canım
Bülent Ersoy: Çok eski bir dostum
Mehmet Ali Yılmaz: Çocukluk arkadaşım, çok seviyorum
Ebru Gündeş: Çok sevdiğim sanatçı kardeşim, kızım
Yılmaz Ulusoy: Çok sevdiğim nadir dostlarımdan
Sibel Can: Küçücük yaşından beri tanıdığım, kızım gibi sevdiğim biri
Hülya Avşar: Kraliçe seçildiğinden beri dostluğumuz başladı, çok severim
Recep Tayyip Erdoğan: 15-20 yıllık bir dostluğumuz var. İşi kolay değil. Türkiye Cumhuriyetimizin ilkelerini çok iyi biliyor ve ona göre hareket ettiğini düşünüyorum. İnsanlarımızın bazı şüphelerini giderebilmiş olsaydı yüzde seksen oy alırdı.
Tarkan: Çok başarılı, takdir ediyorum
Sezen Aksu: Sevdiğim, takdir ettiğim çok eski bir dost

Üstadlarımızı TRT’de Tanıdık

Yazar: Erdem Gürsoy - 28 Mart 2008 - Kategori: Haberler

Popstar’da Jüri Üyeliği Yapan Sanatçı Orhan Gencebay’ın, Önceki Gecce Hedefinde TRT Vardı. Gencebay, ‘Popstar Alaturka’da, Yeni Yasa ile TRT Sanatçılarının Kültür Bakanlığı’na Gönderilmesini Yanlış Bulduğunu İfade Etti.

Gencebay, ‘Biz üstadlarımızı 1930 yılında TRT’de tanıdık. Fakat TRT bünyesinde artık kadrolu eleman bulundurmama kararı alınmış. Bunu duyunca çok üzüldüm’ diyerek duygularını dile getirdi.

Bu arada Orhan Gencebay’ın stil danışmanlığını da yapan hayat arkadaşı Sevim Emre, marka olma yolunda kararlı adımlarla ilerliyor. Programda Gencebay’ın giydiği takım elbiselerin kravatlarını kendi elleriyle hazırladığını söyleyen Emre, kendi markasını yakın zamanda yaratacağını ifade etti.

Gencebay, Şenses’i Ziyaret Etti!

Yazar: Erdem Gürsoy - 26 Aralık 2007 - Kategori: Haberler

 Eşi yoğun bakımda olan Adnan Şenses’i sanatçı dostları ve ailesi yalnız bırakmıyor. Orhan Gencebay öğle saatlerinde Özel Bodrum Hastanesi’ne giderek Lale Şenses’i ziyaret etti. Adnan Şenses’e geçmiş olsun dileklerini ileten Gencebay, Özel Bodrum Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Sedat Harman, Kardiyalog Uzman Dr. Nejat Sönmez’den Lale Şenses’in sağlık durumu hakkında bilgiler aldı. Gencebay, hastaneden ayrılırken yaptığı açıklamada, üzüntülü olduğunu, fakat Leyla Şenses’in sağlık durumunun iyi olmasının kendisini sevindirdiğini söyledi. Kalp krizi nedeni ile Özel Bodrum Hastanesi Acil Servisi’ne getirilen ve yoğun bakıma alınan Adnan Şenses’in eşi Lale Şenses’in genel sağlık durumu iyi olduğu öğrenildi. Halen Özel Bodrum Hastanesi yoğun bakımında gözlem altında tutulan Lale Şenses’in birkaç gün içerisinde yoğun bakımdan çıkarılacağı ifade ediliyor.


Powered by Gürsoy Tasarım
Copyright © 2008 Orhan Gencebay. All rights reserved.