Orhan Gencebay Çankaya Sofrasına Katıldı

Yazar: Erdem Gürsoy - 28 Mayıs 2008 - Kategori: Haberler

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ‘Çankaya Sofrası’nda bugün tanınmış sanatçıları ağırladı.

Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirilen öğle yemeğine ünlü sanatçılar Orhan Gencebay, Zara, Mazhar Alanson, Neşet Ertaş, Ahmet Özhan ve Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Rengim Gökmen katılırken, Sertab Erener mazeret bildirerek Köşk’e gelmedi. Yaklaşık 2 saat süren yemekte Gül’ün isteği üzerine Neşet Ertaş saz çalıp bir de türkü söyledi. Neşet Ertaş’ın Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda Bozlak da okunması önerisine Gül olumlu yanıt verdi. Orhan Gencebay ise sanatçıların telif haklarının korunması konusunda Cumhurbaşkanı Gül’den yardım istedi.

Yemek sonrası Çankaya Köşkü’nden ayrılan sanatçılar gazetecilerin sorularını yanıtladı. Yemeğin oldukça keyifli bir atmosferde gerçekleştiğini anlatan Neşet Ertaş, “Müzisyenin olduğu yerde herşey güzel olur. Yemekte bana bir de saz çalıp türkü söylettiler” dedi.

Gül’den Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda Bozlak’ın konulmasını rica ettiğini söyleyen Ertaş, “Bundan böyle senfoni orkestrası içinde Bozlak da söylenecek, Reis-i Cumhur’dan bunun da sözünü aldım” diye konuştu.

Mazhar Alanson ise yemeğin oldukça eğlenceli geçtiğini belirterek, “Orhan ağabeyi teliflerden ve sanatçıların sorunlarından bahsetti. Neşet ağabey kulaklarımızın pasını sildi. Eurovisyon şarkı yarışmasından hiç bahsedilmedi” şeklinde konuştu.
Orhan Gencebay ise yürürlükte olan telif yasasıyla ilgili sorunlarını Cumhurbaşkanı Gül’e aktarma imkanı bulduklarını kaydederek, Cumhurbaşkanı Gül’ün bu konuyla yakından ilgilendiğini söyledi. Yemekte siyasetten ve güncel olaylardan hiç söz edilmediğini anlatan Gencebay, “Türkiye zor bir dönemden geçiyor ama daha iyi olacağız. Neticede çözüm gönül ve akıl barışındadır, biz bunu sağlayacak sağduyuya sahip bir toplumuz. Siyaset konuşmadık” dedi.

Orhan Gencebay, bir gazetecinin, “Yemekte içki servisi yapıldı mı?” şeklindeki bir soruya, “Ben kendi adıma içki ve sigara kullanmıyorum. 27 yıl önce sigarayı bıraktım. Zaten benim içki beklentim yoktu. İyi bir sohbet oldu, dostlarla da beraber olduk” cevabını verdi.

Sanatçı Zara ise yemeğe katılmaktan büyük onur duyduğunu belirterek, sanatçıya önem verdiği için Cumhurbaşkanı Gül’e teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Gül, Köşk’te daha önce de edebiyatçıları, tarihçileri ve Meclis dışındaki siyasi parti liderlerini ağırlamıştı.

Türk müziğinin ‘babası’ olarak nitelenen Orhan Gencebay, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile 8-10 saat süren sohbetlerde bulunduklarını ve memleket meselelerini görüştüklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Çankaya Sofrası’nda sanatçıları ağırlamasının görüntüleri Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi tarafından basına dağıtıldı.

Gül’ün, görüntüde, Çankaya Köşkü’nde saat 12.30′da başlayan ve 2 saat süren yemeğe katılan Orhan Gencebay, Zara, Neşet Ertaş, Mazhar Alanson, Ahmet Özhan ile Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Rengim Gökmen ile yakından ilgilendiği görüldü.

Cumhurbaşkanı Gül, konuklarını tek tek ellerini sıkarak kapıda karşıladı. Gencebay ve Ertaş’ın Gül’ün elini iki elleri ile sıkarak tokalaştıkları görüldü. Gül ve konuk sanatçılar, daha sonra masaya hep birlikte geçti. Gül, “Sizi burada görmekten çok büyük memnuniyet duyuyorum” diye konuştu. Alanson ise heyecanını ifade etmek için, “Ben Orhan Abi’ye de söyledim. Heyecanlandım ben, 10 bin kişinin önüne çıkıyoruz oysa dedim” ifadelerini kullandı.

Gencebay ise Köşk’te bulunmaktan son derece mutlu olduğunu belirterek, daha önce de Çankaya Köşkü’ne çıkmasından bahsetti. Gencebay, “Sağ olsunlar Rahmetli Turgut Özal Bey ve Sayın Demirel Bey ile de biraraya gelirdik. Rahmetli Turgut Özal ile 8-10 saat sohbet ettiğimiz olurdu ülke hakkında” dedi.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Annelere Özel Mesaj

Yazar: Erdem Gürsoy - 20 Mayıs 2008 - Kategori: Haberler

Orhan Gencebay, Armağan Çağlayan, Ebru Gündeş ve Bülent Ersoy’dan oluşan jüri ve Osmantan Erkır’ın sunumuyla ekrana gelen “Popstar Alaturka Best”e bu hafta Anneler Günü mesajları damgasını vurdu.

Gencebay, “Ben buradan 91 yaşındaki canım anneme mesaj göndermek istiyorum. Biliyorum ki, o şu an beni izliyor. Sen bambaşkasın, her şeyimi sana borçluyum. Allah senden razı olsun, canım annem” dedi.

Bülent Ersoy ise “Bugün çok kutsal bir gün. Tanrı onları çok kutsal olarak, doğurganlık vererek yaratmış. Ben bugün hem mutluyum hem mutsuzum. Tanrı bana her şeyi verdi. Sesi de çok az insana verdi. Şükürler olsun Allah’ıma bu sesi bahşettiği için bana. Ben bu kadar sevenlerimin içinde yalnızlar yalnızıyım. Keşke bir çocuğum olsaydı, öpüp koklasaydım. İnsanların bazen alım güçleri her şeye yetmiyor” dedi ve gözleri doldu.

Ersoy, basında çıkan, eski eşi Armağan Uzun ile barıştığı yönünde çıkan haberlere de ateş püskürdü:?“Armağan çok küçük bir çocuk. Onun haysiyetiyle, ailesinin gururuyla oynamayın. Onunla barışsak ilk önden ben bayrağı açar giderim. Ama yüreğimden isteseydim, köpek gibi sevgimin peşine düşerdim. Ne yazarlarsa yazsınlar yine de kayınvalidemin yani benim sincabımın, kendi annemin anneler gününü kutluyorum.”

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Orhan Gencebay’ın beniMTV’m Röportajı

Yazar: Erdem Gürsoy - 20 Mayıs 2008 - Kategori: Haberler

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Babalardan ‘Baba’ Diyaloğu

Yazar: Erdem Gürsoy - 3 Mayıs 2008 - Kategori: Haberler

Süleyman Baba ve Orhan Baba, ‘Babalar Günü’nde Telefonlaşınca, İkisi de Birbirine ‘Baba’ Şeklinde Hitapta Bulunmuş

Bir televizyon programına konuk olan Orhan Gencebay, bir kaç sene önce 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i aradığını ve aralarında ‘baba’ bir diyalog yaşandığını söyledi.

Demirel’e ‘Baba’ şeklinde hitapta bulunan Gencebay, Demirel’den de aynı şekilde karşılık görmüş. İşte iki babanın Babalar Günü konuşması…

‘Babalar Günü’nde Süleyman Demirel babamızı aramıştım, bir kaç sene önce. Zaten hep ararız. Koruması çıkmıştı; ‘Merhaba aslanım ben Orhan Gencebay. Babayla görüşebilir miyim?’ dedim. ‘Babam hörmetler ellerinden öperim’ dedi koruma, hemen bağladı. Karşıdan bir ses: ‘Naber Orhan baba’… ‘Babam hörmetler ederim, saygılar sunuyorum, siz nasılsınız?’ dedim. ‘Ailen nasıl Orhan Baba’ dedi. Şimdi ben ona ‘baba’ diyorum o bana ‘baba’ diyor. Tabii ki o ‘büyük baba’. Ben de artık ‘babayım’ 37 yaşıma geldiğim için!.. Neticede babayla böyle bir konuşmamız oldu, son derece mutlu oldum. Tabii ona büyük baba demek gerekiyor, o bizim büyük babamız. Biz baba ünvanının ne olduğunu bilenlerdeniz.’

‘Hz. Muhammed’in Hayatı Sahnelensin

Yazar: Erdem Gürsoy - 3 Mayıs 2008 - Kategori: Haberler

Orhan Gencebay, Fransız tatil köyünde Hz. İsa’ nın hayatının sahnelenmesine hayran kaldığını belirterek “Keşke Hz. Muhammed’ in hayatı da sahnelense..” dedi.

Popstar Alaturka jüri üyesi, Orhan Gencebay dün akşam ki konuşmalarıyla çok konuşulacak. Bir tarihte, Fransız tatil köyünde Hz. İsa’ nın hayatının sahnelendiğini ve bu gösteriye hayran kaldığını belirten Gencebay, Hz. Muhammed’ in hayatının da sahnelenmesi isteğini dile getirdi… Bu konuşmalar üzerine söz alan sanatçı Bülent Ersoy ise Gencebay’ a Hz. Muhammed ‘in yüzünün hiç bir şekilde gösterilmediğini, filmlerde herhangi bir artistin kendisini canlandırmadığını hatırlatınca Gencebay ‘Bunu tabi bu kadar yıldan beri gerçekleştirmek mümkün olmadı islam aleminde. Nedenleri vardır şüphesiz. Yorumlar çoktur. Bunu tabii ki ulemalar yani daha doğrusu ilahiyatçılar gerçek anlamda daha iyi açıklarlar, daha iyi bilirler diyorum.. Ama şunu görüyoruz ki gerçekten anlatılabilse ne mahsuru vardı diye insan merak ediyor. Belki daha da çok etkili olabilirdi. Çok daha farklı şeyler olabilirdi. Güzellikleri daha iyi anlayabilirdik..’ şeklinde konuştu…

Şarkılarımı En İyi Linet Okur

Yazar: Erdem Gürsoy - 3 Mayıs 2008 - Kategori: Haberler

“Popstar Alaturka” programının bu haftaki konuk sanatçısı Linet’ti. Linet’in performansının ve sesinin dudak uçuklattığını söyleyen Orhan Gencebay, “Linet’i ilk dinleyen insan benim. Onu 17 yaşındayken dinledim ve müzik piyasasına lanse ettim” dedi. “Kervan plaktan Linet’e albüm yaptık, benim şarkılarımı en iyi Linet okur” diyen Gencebay, şöyle devam etti: “20 yıl önce ben ‘Batsın Bu Dünya’ demiştim. Şimdi de ‘Neyi Değiştirdik ki?’ adlı bestemi yeniden repertuvara alıp Linet okuyacak, o şarkıyı Flamenko tarzında okursa muhteşem bir şarkı ortaya çıkar. Ben şarkının aranjörlüğünü yapacağım ve olursa da Linet’le düet yapacağız. Yalnız bu parçanın ne şekilde dinleyiciye ulaşacağına daha karar vermedik, önümüzdeki günlerde konuşacağız.”

İşte o düet şarkısı:

Neyi Değiştirdik ki?
Sevgiyle bakarsan yaralanırsın
Hakkını ararsan karalanırsın
Doğruyu ispatla paralanırsın
Neyi birleştirdik ki dertlerden başka
Neyi değiştirdik ki sevgililerden başka
Neyi değiştirdik ki bencilliklerden başka
Sevgisiz bir dünyanın yanlışlıklarındayız
Neyi eleştirdik ki yanlışlıklardan başka
Yerlere vurduğun baş tacın olur
Geciken adalet nefret doğurur
Bir kurşun belki de amacın olur
Neyi gücendirdik ki doğrudan başka
Yorulur sevgililer aşklar bile yorulur
Gönül suç işlemişse elbet hesap sorulur
Vicdanlar hâkim olur bir cezası bulunur
Neleri savunduk ki haksızlıklardan başka

Devlet Sanatçılığı Kaldırılsın

Yazar: Erdem Gürsoy - 1 Nisan 2008 - Kategori: Haberler

Orhan Gencebay, TRT’deki yasaklı günlerine dair şok açıklamalarda bulundu.

“benimMTV’m” programına konuk olan Orhan Gencebay, TRT’deki yasaklı günlerine dair şok açıklamalarda bulundu: “TRT’nin ilkeleriyle ters düşmüştük ve ben resmi bir yasaklıydım. Yalnız yasaklama değil, rencide edici davranışlara, onur kırıcı laflara maruz kaldım. Hatta 1970’li yıllarda bile benim idamımı isteyen olmuştu.”

Popstar Alaturka’da jüri üyesisiniz, bunun dışında neler yapıyorsunuz bu aralar?

- Maxi single hazırlığı içerisindeyim. Beş şarkı bir tane de enstrümantal var. Enstrümantalin icrası zorlu geçiyor. Hálá tamamlayamadım. Yoksa albümüm çoktan çıkacaktı. Ayrıca bir kitap yazmaya başladım. Redaktör arkadaşlarla çalışıyoruz.

Biraz geriye dönelim. Arabesk çok mu kötüydü de TRT’de yıllarca yasaklandı?

- TRT’nin ilkeleri vardı ve bu ilkeler tartışılmalıydı. TRT koruyuculuğa yönelmişti. Koruduğu değerler miras kalan değerlerdi. Bunun dışına çıkıldığında yabancılık çekiliyordu. Mantık buydu. Yeni olan bir bulguyu kolay kolay bünyesine alamıyordu. Tüm kavga buradan çıkıyordu. İlla kendi bünyesine almak istediği olgu daha evvelki yapılara benzemek durumundaydı. Böyle bir kavga 25-30 yıl sürdü. Bunu çok çektim ben. O karara boyun eğmeyen tek bendim. Ben sanat özgür olmalı diyordum. Düşünce ve sanata gem vurulursa gelişme olmaz ki. Sonunda dediğimde haklı çıktım.

Size destek değil de köstek olan birileri oldu mu hiç?

- TRT’nin ilkeleriyle ters düşmüştük ve ben resmi bir yasaklıydım. 25-30 yıl sonra anlaşıldım. Şimdi ki gençler bilmiyorlar TRT bir sanatçıyı nasıl yasaklarmış. Yalnız yasaklama değil, ne olaylara maruz kaldık. Rencide edici davranışlar, onur kırıcı laflara maruz kaldık hep. “Bir Teselli Ver” şarkısını yaptığım sıralarda TRT’de benden “Dışarıda yapılan yoz müzikler” sözleriyle bahsediyorlardı. Eserim çalınırken plağın iğnesiyle çiziyorlar, eserimi çirkinleştirecek ne varsa yapıyorlardı. Hatta 1970’li yıllarda bile benim idamımı isteyen olmuştu. Onlara göre Türk müziğini bozmuş olarak görünüyordum. Ben Türk sanat, halk müziğini mi dejenere ettim? Hayır. Ben kendi müziğimi yaptım.

Devlet sanatçısı unvanı kaldırılıyor. Sizin görüşünüz nedir?

Devlet sanatçılığı unvanının kimseye verilmesinin taraftarı değilim. Çünkü ayrımcılık oluyor. Hepimiz devletin sanatçısıyız. Komünist bloğun uyguladığı bir şeydi bu. Bana da verdiler bu unvanı. Kaldırılmalı bence. Bir yanlış varsa devleti de eleştireceğiz. Ben iyi bir vatanseverim. Ama yanlış varsa söylerim.

İnsan Gibi Yaşayabilmenin Derdindeyiz

Yazar: Erdem Gürsoy - 28 Mart 2008 - Kategori: Haberler

Müzik sektörünün meslek birliklerinde yönetim kurulu üyesi olan Gencebay, “Bizim derdimiz lüks otomobil, özel uçak, villa falan değil… Bestecilerimizin çoğu zorluklar içinde. Aslında toplanması gereken paralar bugünkünün kimi kategorilerde 40, kiminde 50, kiminde de 100 katı olmalı” diyor

Orhan Gencebay müzik sektörünün meslek birliklerinden MÜYAP’ın kurucularından, MESAM ve MÜYORBİR’de yönetim kurulu üyesi. Gencebay meslek kuruluşlarında yer almasını “Sanatçı üretiminin karşılığını telif olarak almalıdır. Bunu alması için ben burada bulunuyorum” diye açıklıyor “Orhan Baba”yla konuşacak mevzu, Gencebay’da da söz çok olunca müzik dünyasının “Orhan Baba”sıy’la MESAM’ın Şişli’deki merkezinde yaptığımız Cafe Sohbeti’ne bugün de devam ettik.

Orhan Gencebay’ın, onca yoğun işlerine rağmen MESAM ve MÜYORBİR’de yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmasının sebebi nedir?

Şu anda MESAM ve MÜYORBİR’de Yönetim Kurulu üyesiyim. MÜYAP’ın da kurucularındanım. Dolayısıyla sektörümüzün içinde var olan bu meslek birliklerinin yöneticilerindenim. Bunun sebebi de şudur:
Ben bir sanatçıyım. Sanatı korumamız için sanatçıyı korumamız lazım. Sanatçıyı korumak için de sanatçının üretmiş olduğu ürünleri korumak lazım. Bu ürünlerin haklarını almamız lazım. Sanatçı bu icra hakkını almadığı sürece sanat gelişemez. Sanatçı bunları aldığı zaman özgür olur ve özgürlükler üretir. Sanatçı zaten özgürlük ve özgünlüğe bağlıdır. Kendi üretimiyle ayakta duran sanatçı, o zaman harikalar yaratır. Yaşamında zorluk çeken sanatçının istediği özgürlüğü bulamadığı için o rahatlık olmayabilir. Sanatçı kesinlikle üretiminin karşılığını telif olarak almalıdır. Bunu alması için ben burada bulunuyorum.

Bizde hep, “Amerika’da adam bir şarkı yapıyor, onun geliriyle bir ömür malikanesinde rahat bir hayat sürüyor” denir. Türkiye’de müzik eseri üretenlerin, eserlerinin telif ücretleriyle rahatlıkla geçinebilecekleri günler gelecek mi?

Bizim derdimiz lüks otomobil, özel uçak, villa falan değil… Önce insan gibi yaşayabilmek. Sağlığın korunması, hakların yerine gelmesi halinde, yapılan çalışmaların sanatçının üretiminin karşılığı olan telif hakkının alınması. İnsan gibi yaşayabilmenin derdindeyiz biz. Burada herhangi aşırı bir istem kesinlikle yoktur. Çünkü insanlarımızın, üreticilerimizin, bestecilerimizin çoğu zorluklar içinde. Aldıkları telifler çok cüzzi rakamlar. Aslında toplanması gereken paralar bugünkünün kimi kategorilerde 40, kiminde 50, kiminde de 100 katı olmalı.
Telif ücretlerinin toplanmasında böyle bir sıkıntı yaşanırken mekanik haklar dediğimiz kaset, CD satışları da tamamen çökmüş durumda. Türkiye’de yıllık albüm satışı 150- 200 milyon olması gerekirken yıllık toplam bandrol rakamı bile 6 milyona düştü. Bu rakama yerli ve yabancı CD de dahildir. Toplam satış ise 4 milyona indi. 146 milyonluk bir kayıp söz konusu yani… Nereye kaydı bu? Bir yandan internetten bedava şarkı indirenler, diğer yandan korsan kaset ve CD satışı sektörü bu hale getirdi.
İkinci kayıp alanı da ticari kullanımlardan… Çaldıkları müzik için telif ödemeyen TV’ler, radyolar, oteller, mağazalar, gece kulüpleri, konserler…

Konserde nasıl bir telif kaybı oluyor, anlayamadım?

Konserlerde söylenen şarkıların meslek birliklerine bildirilmesi lazım. Batıda bu böyle ama bizde uygulanmıyor. Bizde bildirenlerin sayısı yok denecek kadar az. Yorumcu konserden ücretini nakit olarak alır, ama eser sahibi herhangi bir şey almaz.

“Korsan bizi bitirdi, telif hakkımız ödenmiyor” diye isyan edip Ankara’ya yürüyenler konserlerinde söyledikleri eserlerin telifini ödemezse, başkası niye ödesin ki?

Şarkıcı vermez onu. Bu listeyi ve telif ücretini konseri organize eden ya da salon sahibi verir. Yorumcu şifai olarak “Bunu yapın” der, zorlayabilir.

Sözleşmesine “Kulisimde şunu istiyorum” gibi bir sürü şart sıralayan şarkıcılar, “Konserde söyleyeceğim eserlerin telif ücretini ödeyip, makbuzunu bana vermezseniz, sahneye çıkmam” şartı da koyabilir… Niye koymuyorlar?

Böyle bir şey yaparsa o yorumcuya teşekkür ederiz, şükranlarımızı sunarız. Bütün yorumcuların bunu yapmasını bekleriz. Mecbur değiller ama bir yerde mecburiyetleri vardır. Ben yapmalarını şiddetle istiyorum.

Kayahan MESAM’dan yılda 56 bin YTL civarında telif aldığını söyledi. Türkiye’de en yüksek telif hakkı kime ödenir?

Kayahan iyi bir ücret alıyormuş. Şu anda gereği yok diye bakmıyoruz.

Size ne kadar alıyorsunuz?

Benim 40 – 50 bin YTL falandır yıllık telif gelirim.

Bu sadece söz yazarı ve besteci olarak aldığınız para mı, yoksa içinde yorumcu hakkınız da var mı?

Yorumcu olarak tabii ki MÜYORBİR’den, yapımcı olarak MÜYAP’tan, yaratıcı, besteci, söz yazarı ve aranjör olarak MESAM’dan telif alıyorum.

Siz kullanılan eserlerinizden mi daha çok telif geliri elde ediyorsunuz, yoksa yorumcu telifinden mi?

Şu anda MÜYAP ve MESAM’dan geliyor. Yorumculukla ilgili daha az olabilir, ama bu yorumcu o kadar hak ediyor anlamında değil. Telifler tam manasıyla toplanamadığı için bu rakamlar düşük kalıyor. Örneğin Kayahan’ın yıllık telif kazancı 56 bin YTL değil aslında birkaç yüz bin YTL olması lazım… MESAM olarak bizim yılda elde ettiğimiz toplam telif 10 milyon dolar civarında. Aslında bunun birkaç yüz milyon dolar olması lazım. İşte o zaman Kayahan yılda 56 bin YTL değil de 400 500 bin YTL kazanır… Doğrusu da budur.

Kaya gibi sağlıklıyım

Sağlık durumunuz nedir. Rutin kontrolleriniz var mı?

Yok… Şükürler olsun ki kaya gibiyim…Kalp ameliyatını olurken, herhangi bir kriz geçirmeden olmuştum. Beş damarım değişti sekiz yıl oldu. Kriz geçirmediğim için avantajlıydım. Şimdi bir iki saat 5-6 kilometre hızla yürüyorum. Tansiyon için bir ilaç bir de bebe aspirini alıyorum.

Keşke yapmasaydım dediğiniz bir şey var mı?

Hayır. Hayatta doğrular da, yanlışlar da var olduğu için hayatın artı ve eksi kutsal olduğunu düşünerek hareket ediyorum. Önemli olan yanlış yaptıktan sonra aynı yanlışı yaparsan asıl yanlış o dur.

İyi ki yapmışım dediğiniz ne var?

Şu ana kadar kötü bir şey yapmadığım için iyi ki yapmışım diyemiyorum. Ben global bakıyorum. Yaşam bir tanedir. Onun planı yoktur. Doğarsın, yaşarsın ve ölürsün.

Mutlaka yapmalıyım dediğiniz bir şey var mı?

Önce kendime hayrım olmalı. Kendimi korumalıyım. Koruyayım ki, ailemi, etrafımdakileri, çevremi koruyabileyim ve geliştirebileyim.

‘Batsın Bu Dünya’yı Etiler’deki Villamda Yaptım

Yazar: Erdem Gürsoy - 28 Mart 2008 - Kategori: Haberler

Söz yazarı, besteci, müzisyen, şarkıcı, aranjör, müzik yapımcısı ve jüri üyesi… Orhan Gencebay’ın meziyetleri bu kadarla sınırlı değil… Müzik sektörünün meslek birliklerinden bir kısmının kurucusu, bir kısmının da yönetim kurulu üyesi olan Gencebay, telif haklarından müzik türlerinin tarihlerine kadar her konuda rafine bilgi sahibi bir müzik adamı…
Müzik dünyasının “Orhan Baba”sı Gencebay’la MESAM’ın Şişli’deki merkezinde Popstar Alaturka’dan Bülent Ersoy’a kadar geniş bir yelpazede kimi zaman tansiyonu yüksek bir “Cafe Sohbeti” yaptık.

Jüri üyesi olarak görev yaptığınız Star TV’deki “Popstar Alaturka”da uzun süredir iktidar Bülent Ersoy’da… Hepinizi sindirdi, susturdu.

Böyle bir şey yok. Kesinlikle olması da mümkün değil.

Nasıl yok? Size “sus” deyince reklam arasında jüriyi terk etmediniz mi?

Hayır bana ne Bülent, ne de başka kimse sus diyemez. Ayrıca ben de kimseye sus demem. Çünkü orada hepimiz müzik insanı olarak bir görev yapıyoruz. Kimse kimsenin emrinde değil ve olması da mümkün değil. Olamaz böyle bir şey. Jüride herkes kendi dağarcığındaki bilgisine göre değerlendirmesini yapacak. Herkesin payı, boyu eşit. Kimse kimsenin önünde olamaz. Görüş farklılıklarımız olabilir. Bülent benim 38 yıllık arkadaşım. Çok iyi tanırım. O zamandan beri abi – kardeş gibiyiz. Bana “Orhan Abi” der, ben de kardeşim gibi severim. Onun özel hayatı onu ilgilendirir. Ama o zamandan beri dostuz. Espri yapmaya çalışıyor. Önüme kimse geçmemiştir, ben de kimsenin önüne geçmedim. Hepimiz eşitiz.
Bülent Ersoy’un savaş karşıtı çıkış yaptığı programda herkes sizden de bir duruş bekledi, bunu yapmadığınız için sizi eleştirenler oldu.

O zaman o kişiler o bandı bularak ne konuştuğumu dinlesin, ondan sonra konuşsunlar. Konu farklı bir yöne kaydı. Bülent başka bir şey anlatmak istedi, başka bir şey anlaşıldı. Aslında Bülent orada gerçek anlamda ne vatana karşı, ne ülkeye karşı, ne askere karşı kesinlikle böyle bir şeyi yoktu. Ama ifade istenilen etkide olmadı. Tam anlatamadığı için yanlış anlaşıldı.
Ebru Hanım da birden, “Vatan bölünmez, şehitler ölmez” deyince bir kontras oluştu. Tabii ki ülkemiz gerek görüyorsa Kuzey Irak’a girilir. İcabında ülke için ölünür. Benim anlatmak istediğim buydu. Konuşmama dikkat etsinler. Konuşmamda sukûnet de vardır, bütün şiddetiyle vatanseverlik de… Vatan için can vermek nefsimüdafadır. Bu, hepimizin yapabileceği bir şeydir. Şehitlerimize son derece üzülmeme rağmen o gece onları kutladım, kutsal bir görev yaptıkları için. Herkesin kendine göre bir görüşü var. Niye bazıları, kendi fikirlerinin olması için dayatmacılık yapıyor?

Jürisinde görev yaptığınız “Popstar Alaturka”da birinci seçtiklerinizin hiçbiri müzikte bir yere gelemedi. Niye?

Popstar Alaturka şu anda Türkiye’de yapılan en ciddi, en büyük yarışma. Her seride 14 – 15 kişi oluyor. Bu kişileri aşağı yukarı 30 bin kişi arasından seçtik. Geçmişten çok daha farklı bir yerde oldukları bir gerçek.

Ona bir sözüm yok ama öte yandan da seçtiklerinizden hiçbiri henüz solist olarak kendini gösteremedi?

Şu son korsan ortamında, ne yapabilirler ki? En az 10’u albüm yapıyor.

Sevim Emre’nin “Popstar Alaturka”da giymeniz için hazırladığı kıyafetler marka mı olacak?

Sevim Ablan iyi görünmemle ilgili büyük bir çaba gösteriyor. Kendisi benim eşim beni sevdiği için aksesuarlarımı hazırlıyor, giysilerimi beraber seçiyoruz. Övgüler alıyor. Bir modaevinden ortaklık teklifi geldi. Yıllardır teklif geliyordu ama yapmıyordu. Teşvik ediyorum yap diye.

Sisteme değil, olumsuzluğa başkaldırıyor

Bir eser sahibinin ürettiği eserden çok para alması, yeni eserler üretmek adına onu besleyen bir şey midir, yoksa tüketen mi?

Böyle bir şeyi kabul etmem kesinlikle. Eser üreten kişi gerçek bir besteci, gerçek bir yaratıcı, yaşamın her döneminde sağlığı yerinde olduğu sürece hayata kırılmadığı sürece üretir.

Ama siz Baltalimanı’nda yalı dairesinde oturmaya başladıktan sonra bir “Batsın Bu Dünya” gibi bir eser daha yapmadınız ama?

“Batsın Bu Dünya” çok özel bir bestedir. 1975 yılında ülkemizin içinde bulunduğu durumu da göz önüne alarak yapılmıştır. O zaman da benim Etiler’de villam vardı, o çalışmayı orada yaptım. Bunun villayla falan ilgisi yok. “Batsın Bu Dünya”yı, “Bir Teselli Ver”i o zaman yaptım. En son yaptıklarımdan “Ayşem” 2 milyona yakın bir tiraj yaptı. Yakın zamanda yaptığım besteler “Cevap Ver” de bir kompozisyondur.

Ama bunların hiçbiri Baltalimanı’ndaki yalıdan çıkmadı?

Baltalimanı diye bir ayırım yok bizde. Ben öyle bir şeyi kesinlikle kabul etmiyorum. Karşıyım. Beste her yerde yapılır. En garibanken de yaparsın, zengin olduğunda da… Ben müzik adamıyım. Bunlar beni bağlamaz. Hayatımın hiçbir döneminde şöhret olmanın ara hesabını yaparak çalışmadım. Ben müzikte başarılı olmak için çalıştım.

Orhan Gencebay’ın hep sisteme başkaldıran bir yanı vardı…

Olumsuzluğa başkaldıran, sisteme değil. Hukuk devletiyiz ve Atatürk ilkelerine bağlıyız. Bunlara saygı duyan, bu çerçevede her türlü yeniliğe açık, muassır devletler seviyesine varmaya çalışan bir çaba, bir bilgi birikimi olan kişiyiz.

10 ismin çağrıştırdıkları

Sevim Emre: Hayat arkadaşım, canım
Bülent Ersoy: Çok eski bir dostum
Mehmet Ali Yılmaz: Çocukluk arkadaşım, çok seviyorum
Ebru Gündeş: Çok sevdiğim sanatçı kardeşim, kızım
Yılmaz Ulusoy: Çok sevdiğim nadir dostlarımdan
Sibel Can: Küçücük yaşından beri tanıdığım, kızım gibi sevdiğim biri
Hülya Avşar: Kraliçe seçildiğinden beri dostluğumuz başladı, çok severim
Recep Tayyip Erdoğan: 15-20 yıllık bir dostluğumuz var. İşi kolay değil. Türkiye Cumhuriyetimizin ilkelerini çok iyi biliyor ve ona göre hareket ettiğini düşünüyorum. İnsanlarımızın bazı şüphelerini giderebilmiş olsaydı yüzde seksen oy alırdı.
Tarkan: Çok başarılı, takdir ediyorum
Sezen Aksu: Sevdiğim, takdir ettiğim çok eski bir dost

Bana Ne Bülent Ne De Başkası ‘Sus’ Diyebilir

Yazar: Erdem Gürsoy - 28 Mart 2008 - Kategori: Haberler

Müzik dünyasının ‘Orhan Baba’sı Gencebay, “Popstar Alaturka’da kimse kimsenin önüne geçemez” diyor.

SÖZ yazarı, besteci, müzisyen, şarkıcı, aranjör, müzik yapımcısı ve jüri üyesi… Orhan Gencebay’ın meziyetleri bu kadarla sınırlı değil… Müzik sektörünün meslek birliklerinden bir kısmının kurucusu, bir kısmının da yönetim kurulu üyesi olan Gencebay, ‘Popstar Alaturka’da “Kimse kimsenin önünde olamaz” diyor.

Programda yükselen tansiyonla ilgili olarak da şöyle konuşuyor “Bana ne Bülent, ne de başka kimse sus diyebilir. Ayrıca ben de kimseye sus demem. Çünkü orada hepimiz müzik insanı olarak bir görev yapıyoruz. Bülent benim 38 yıllık arkadaşım. Bana Orhan Abi der. Espri yapmaya çalışıyor. Orada hepimiz eşitiz.”

Üstadlarımızı TRT’de Tanıdık

Yazar: Erdem Gürsoy - 28 Mart 2008 - Kategori: Haberler

Popstar’da Jüri Üyeliği Yapan Sanatçı Orhan Gencebay’ın, Önceki Gecce Hedefinde TRT Vardı. Gencebay, ‘Popstar Alaturka’da, Yeni Yasa ile TRT Sanatçılarının Kültür Bakanlığı’na Gönderilmesini Yanlış Bulduğunu İfade Etti.

Gencebay, ‘Biz üstadlarımızı 1930 yılında TRT’de tanıdık. Fakat TRT bünyesinde artık kadrolu eleman bulundurmama kararı alınmış. Bunu duyunca çok üzüldüm’ diyerek duygularını dile getirdi.

Bu arada Orhan Gencebay’ın stil danışmanlığını da yapan hayat arkadaşı Sevim Emre, marka olma yolunda kararlı adımlarla ilerliyor. Programda Gencebay’ın giydiği takım elbiselerin kravatlarını kendi elleriyle hazırladığını söyleyen Emre, kendi markasını yakın zamanda yaratacağını ifade etti.

Ünlü Yönetmen Orhan Aksoy’u Kaybettik

Yazar: Erdem Gürsoy - 6 Şubat 2008 - Kategori: Haberler

Ünlü Yönetmen Orhan Aksoy'u KaybettikYeşilçam’da çektiği aşk filmleri ile tanınan ve önceki gün İstanbul’da 78 yaşında ölen yönetmen Orhan Aksoy’un cenazesi toprağa verildi.

Yeşilçam’da çektiği aşk filmleri ile tanınan ve önceki gün İstanbul’da 78 yaşında ölen yönetmen Orhan Aksoy’un cenazesi toprağa verildi.

Aksoy için Levent Afet Yolal Camii’nde öğle vakti cenaze namazı kılındı. Aksoy’un Türk Bayrağı’na sarılı cenazesi, daha sonra Zincirlikuyu Mezarlığı’na götürülerek defnedildi.

Camideki tören sırasında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan sanatçı Orhan Gencebay, ünlü yönetmenle pek çok filmde birlikte çalıştıklarını belirterek, tek üzüntüsünün son zamanlarda onu görememek olduğunu dile getirdi.

Aksoy ile Türk sinemasındaki son sinemaskop filmi birlikte çektiklerini ifade eden Gencebay, “Türk sinemasına büyük katkıları olmuş nadir üstatlarımızdan biriydi” dedi.

Aksoy’un cenaze törenine, ailesi ile Tarık Akan, Göksel Arsoy, Ediz Hun, İzzet Günay, Yavuz Turgul, Rutkay Aziz ve Zeki Ökten’in de aralarında bulunduğu sanatçı dostları ile sevenleri katıldı.
Emek Sineması’nda anma töreni

Aksoy için Beyoğlu’ndaki Emek Sineması’nda düzenlenen tören, Ersin Pertan’ın 2006 yılında çektiği “Aşk Filmleri Yönetmeni Orhan Aksoy” adlı belgeselin bir bölümünün gösterilmesiyle başladı.

Törende daha sonra sahneye davet edilen Aksoy’un birlikte çalıştığı oyuncu ve yönetmen dostları, onun hakkındaki duygularını dile getirdiler.

Film Yönetmenleri Derneği Başkanı Erden Kıral, Aksoy’un sinemanın büyük ustalarından biri olduğunu ifade ederek, 1978 yılında Moskova Film Festivali’nde kendisini yakından tanıma fırsatı bulduğunu anlattı. Kıral, “Aksoy, çelebi, birikimli ve çok hassas bir adamdı. Kendi üslubunu yakalayabilmiş ender yönetmenlerden biriydi” diye konuştu.

Aksoy’un, yönetmen olan oğlu Turgay Aksoy da, sinemaya babasının yanında başladığını dile getirerek, onu anlatmanın çok zor olduğunu söyledi. Kendisinin aşk filmlerini sevmediğini ve zaman zaman neden başka tür filmler çekmediğini sorduğunu anlatan Aksoy, ancak sinemaya girdiğinde, koşulların ağırlığını gördüğünde babasına bir kez daha saygı duyduğunu belirtti.

Aksoy, babasının hastalığı döneminde son 10 günde sanatçılardan doktorlara, hükümet yetkililerine kadar herkesin ona çok büyük destek olduğunu dile getirerek, gözyaşları arasında “O zaman bir kez daha gördüm ki, babam hakikaten hak etmiş. Nurlar içinde yatsın” diye konuştu.

Ediz Hun

Sinema oyuncusu Ediz Hun da, Aksoy ile 1964 yılından beri birlikte olduklarını ve kendisine göre sinemanın altın çağının büyük prodüksiyonlarının yapıldığı en önemli yönetmenlerinden birinin Aksoy olduğunu kaydetti.

Konuşmasını Aksoy’un sahnedeki tabutuna dönerek tamamlayan Hun, “Sevgili Orhan Aksoy, Türk sinemaseverler ve biz yakın dostların seninle gurur duyuyoruz. Sen ve seninle birlikte o döneme imza atmış birbirinden değerli yönetmenlerin eşsiz çalışmaları sayesinde bugün Türk sineması varlığını sürdürebilmektedir.

Aziz hatıran önünde saygıyla eğiliyoruz. Ruhun şad olsun sevgili Orhan Aksoy” diye konuştu. Hun, sahneden inerken gözyaşlarını tutamadı.

Safa Önal

Aksoy’un yakın arkadaşı yönetmen ve senarist Safa Önal da duygulu bir ifadeyle yaptığı konuşmada, kendi kuşağının gittikçe hızlanan bir tempoda kaybolduğunu, çok sevdiği arkadaşlarını birer birer yitirmenin acısını yaşadığını ifade etti. Önal, şöyle konuştu:

“Bütün ailesiyle birlikte, çocuklarının büyümesini görerek aynı otel odasında gece yarılarına kadar sinema konuşarak geçirdiğimiz çok zamanlar oldu. Tabii, mesleğin ve zamanın getirdiği unutkanlıklar, nankörlük demeyeceğim ama unutkanlıklar doğanın kuralıdır.

Yavaş yavaş gelen yalnızlık ve insanın unutulmaya başladığını hissetmenin ne demek
olduğunun farkındayım. Ömrünü şuradaki herkesten daha çok sinemaya adamış bir adamdı. İçi dışı bir, sıcacık, güzel, iyi, namuslu bir adamdı. Beraberce yeniden buluşacağımız günler başlayacak. Bu da benim tesellimdir.”

Filmlerinde telif almadan…”

Yönetmen Yılmaz Atadeniz de Aksoy’un çektiği duygusal filmleri kendilerine ve Türk sinemasına emanet ettiğini söyledi. Türk sinemasındaki telif hakları sorununa da değinen Atadeniz, “Aksoy gibi usta isimlerin filmlerinden telif alamadan hayattan ayrıldıklarını” ifade ederek, bu konuda bir dava açtıklarını ve telif hakları sorunun
çözülmesi için ellerinden gelecekleri yapacaklarını kaydetti.

Yönetmen Ülkü Erakalın ise Aksoy ile aynı yıllarda çalıştıklarını belirterek, “Ona her zaman saygı duydum ve bir tek Orhan’ı kıskandım ben hayatımda. Çünkü ikimiz de aşk filmleri yapıyorduk. Çok üzgünüm” dedi.

Sinema oyuncusu Engin Çağlar da, 1969 yılında kendisine teklif geldiğinde ilk filmini Aksoy ile birlikte yaptığını belirterek, “Orhan Aksoy’u tanımaktan, onunla çalışmaktan dolayı çok gurur duyuyorum” diye konuştu.

Tören, salonda bulunanların Aksoy’un naaşı önünde saygı geçişiyle sona erdi.

Buradaki törene Aksoy’un eşi Semra, kızları Figen ve Günseli Aksoy ile aralarında Tarık Akan ve Şemsi İnkaya’nın da bulunduğu sanatçı dostları ve sevenleri katıldı.

Orhan Aksoy kimdir?

Bursa’da 1930 yılında doğan Orhan Aksoy, sinema hayatına Saray Sineması’nda makinistlik yaparak başladı. 9 yıl kurguculuk yaptıktan sonra ilk filmi “Şıpsevdi” ile 1963 yılında yönetmenliğe başlayan Aksoy, 90′ın üzerinde film, 3 televizyon dizisi, 3 televizyon filmi çekti.

10′uncu Antalya Film Festivali’nde 1963 yılında “Hayat mı Bu” adlı filmiyle “En İyi Film Ödülü”nü kazanan Aksoy, 37′nci Antalya Film Festivali’nde de “Yaşam Boyu Onur Ödülü”ne layık görülmüştü.

Türk sinemasının en çok film çeken yönetmenlerinden olan Aksoy’un filmleri arasında “Vurun Kahpeye”, “Kezban”, “Hayat Bayram Olsa”, “Ah Nerede”, “Aile Şerefi”, “Tatlı Nigar”, “İsyan” ve “Altın Şehir” de bulunuyor.

Önceki gün 78 yaşında hayata veda eden Aksoy, evli ve biri kendisi gibi
yönetmen olan 3 çocuk babasıydı.

Portal

Orhan Gencebay’a Manipülasyondan Beraat

Yazar: Erdem Gürsoy - 28 Aralık 2007 - Kategori: Haberler

TEK-ART Turizm Zigana A.Ş.’nin hisse senetleri üzerinde manipülasyon yaptıkları iddiasıyla 5 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan ve aralarında ünlü sanatçı Orhan Gencebay ile eski Devlet Bakanı Mehmet Ali Yılmaz’ın bulunduğu toplam 9 kişi beraat etti.

İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesi, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair yeterli ve inandırıcı, cezalandırılmalarını gerektirir her türlü şüpheden uzak, somut deliller elde edilmediğini kaydetti. Sanık Orhan Gencebay, suçlamanın ağırına gittiğini, 2000 yılında parasını değerlendirmek için borsaya girdiğini söyleyerek “Zarar da ettim. Kimini aldığım gibi devrettim, kimini de yıllarca elimde tuttum. Borsada işlem yasağı getirilmeden önce 10-12 kağıt üzerinde işlem yapıyordum. Tek-Art’a ait hisseler de bunlardan biriydi” demişti.

Stratejik Vizyon Sahibi Sanatçı Ödülü Orhan Gencebay’ın

Yazar: Erdem Gürsoy - 28 Aralık 2007 - Kategori: Haberler

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) tarafından organize edilen 3. Uluslararası Türk-Afrika Kongresi, Cevahir Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Afrika Birliği gibi son derece önemli bir uluslararası kurumun tanınmasına vesile olmasının yanı sıra uluslararası barış ve güvenlik operasyonları, sosyoekonomik ve insan hakları, bölgesel ve devletler arası meselelerin çözümünde etkinliğinin bilinmesine imkan sağlaması beklenen kongrede; Devlet Bakanı Mustafa Sait Yazıcıoğlu, Senegal Devlet Bakanı Serigne Dıop, Sudan Devlet Bakanı Alsammani Alwasıla, Sudan Devlet Bakanı Said Mohamed Alhassan Alhatıb, Libya Devlet Bakan Yardımcısı Mohamed Al Barani, TİKA Başkan Vekili Musa Kulaklıkaya, Afrika Diplomatik Grubu Duayeni L.M. Sobizana Mngqıkana ve TASAM Başkanı Süleyman Şensoy birer konuşma yaptı. Genelde Afrika Kıtası, özelde ise Afrika Birliği gündemiyle toplanan kongrede uzmanlar; kıta ve uluslararası sorunları ile açılımlarına dair deneyimlerini, bilgi birikimlerini ve fikirlerini paylaştı.

Öte yandan, TASAM’ın çalışmalarıyla Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve kültürel gelişimine katkıda bulunup medeniyet perspektifinde modern dünyadaki hak ettiği yeri almasına önemli katkıda bulunan kişi ve kurumlara verdiği TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri de sahiplerini buldu. TASAM Başkanı Süleyman Şensoy, Senegal Devlet Bakanı Serigne Dıop ve TBMM Başkanı Köksal Toptan’ın açılış konuşmalarıyla başlayan gecede, yerli ve yabancı devlet adamlarından bürokratlara, bilim insanlarından işadamlarına, sanatçılardan gazeteci-yazarlara pek çok önemli isim ve kurum temsilcisi bir araya geldi.

Gecede Stratejik Vizyon Sahibi Devlet Adamı Ödülü’ne Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov, Senegal Devlet Başkanı Abdoulaye Wade, TBMM Başkanı Köksal Toptan, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, MİT Müsteşarı Emre Taner layık görüldü. Stratejik Vizyon Sahibi Bürokrat Ödülü’nü Büyükelçi Süha Umar, Büyükelçi ve Milli Savunma Bakanı Danışmanı Numan Hazar, Mersin Valisi Hüseyin Aksoy, TC Başbakanlık Güvenlik İşleri Genel Müdürü Muammer Türker, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, Ziraat Bankası

Genel Müdürü Can Akın Çağlar, TİKA Başkan Yardımcısı Musa Kulaklıkaya ve İSKİ Genel Müdür Yardımcısı M. Tevfik Göksu; Stratejik Vizyon Sahibi Bilim İnsanı Ödülü’nü İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak, Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali, İSAV Başkanı Prof. Dr. Ali Özek, Işık Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu, İstanbul Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ahmet Kavas; Stratejik Vizyon Sahibi Kurum Ödülü’nü Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK),

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT), T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK); Stratejik Vizyon Sahibi İşadamı Ödülü’nü Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu ve SANKO Makine Yönetim Kurulu Üyesi Rızanur Meral; Stratejik Vizyon Sahibi Sanatçı Ödülü’nü Fazıl Say, Neşet Ertaş, Orhan Gencebay ve Zülfü Livaneli; Stratejik Vizyon Sahibi Gazeteci-Yazar Ödülü’nü de Milliyet Gazetesi’nden Çetin Altan, Haber 7′den Ünal Tanık ve Cumhuriyet Gazetesi’nden Nilgün Cerrahoğlu aldı.

Tarihte Bugün

Yazar: Erdem Gürsoy - 27 Aralık 2007 - Kategori: Haberler

24 Aralık 1978 şarkılarıyla ün kazanan Orhan Gencebay televizyonda ilk kez şarkı söyledi.

Yazılanlar Gibi Çapkın Birisi Değilim

Yazar: Erdem Gürsoy - 26 Aralık 2007 - Kategori: Haberler

ImageOrhan Gencebay, hakkındaki iddialara yanıt verdi.”Yazılıp çizilenler gibi biri kesinlikle değilim.”
Orhan Gencebay, zaman zaman kaçamak yaptığını iddia eden eski halkla ilişkiler danışmanı Sevan Çamlıca’ya yanıt verdi: “33 yıldan beri Sevim Hanım’la biz aynı yastıkta çok mutlu bir yaşam sürdürmekteyiz. Geçen hafta burada gülerek yaptığımız bir espri alıp başını nerelere gitti. Ama ben hoşgörülüyüm, takılmıyorum. Yazılıp çizilenler gibi biri kesinlikle değilim.”

Orhan Gencebay’ın Sadakat Pişmanlığı

Yazar: Erdem Gürsoy - 26 Aralık 2007 - Kategori: Haberler

Orhan Gencebay, “Popstar Alaturka” yarışmasının canlı yayınında, sadık bir erkek olmaktan duyduğu pişmanlığını dile getirdi.Sevim Emre’yi hiç aldatmadığını söyleyen Gencebay, “Hayatın nimetlerinden faydalanamadım” dedi.Pazar akşamı Star TV’de ekrana gelen “Popstar Alaturka” yarışmasında, sadakat üzerine ilginç bir konuşma geçti. Bülent Ersoy’un “Orhan Gencebay eskiden çapkın adamdı. Eşini de aldatmıştır” demesi üzerine Gencebay, “Sevdiklerim benim dediğimi yapsın, yaptığımı yapmasın. Hayatımda tek insan vardı ve bu yüzden hayatın nimetlerinden faydalanamadım” itirafında bulundu.

Bu sözler, hem stüdyo ve ekran başında bulunan izleyicileri hem de sadakat konusunu açan Bülent Ersoy’u şaşkına çevirdi. Gencebay, hemen sonrasında “Beni yanlış anladınız” diyerek kendini savunmaya çalıştı. Ersoy ise konuşmaya şu esprisiyle noktayı koydu: “Orhan Bey yarın sizi hastanede ziyarete geleceğim. Sevim Hanım’dan çekeceğiniz var!”

Eserlerimi Dinleyenler Öldürülüyor

Yazar: Erdem Gürsoy - 26 Aralık 2007 - Kategori: Haberler

 Türk Müziğinin Ünlü Sanatçısı Orhan Gencebay, Neden ‘ Şarkılarımı Dinleyen İnsanlar Öldürülüyor’ Dedi.

Ünlü sanatçı Orhan Gencebay, ABD’ye ateş püskürdü. ABD’nin bir çok insana zarar verdiğini söyleyen ünlü sanatçı ‘ merika’nın Irak’ta ne işi var? Irak’ta öldürülen insan sayısı 1 milyon 700 bine ulaşmış. Bir rivayete göre ise 5 milyon civarında.

ABD’nin Afganistan’da, Vietnam’da ne işi vardı? Hálá sömürgeci saldırganlığıyla davranıyor. Fransa ve İngiltere de öyle. O gariplerin suçu nedir? Bir de şu var: Irak, benim şarkılarımın dinlendiği bir ülkeydi. Amerikan askerleri, benim dinleyicilerimi, gönül dostlarımı öldürüyor’ dedi.

Savcı, Gencebay’ın Beraatını İstedi

Yazar: Erdem Gürsoy - 26 Aralık 2007 - Kategori: Haberler

 Eski bakanlardan Mehmet Ali Yılmaz ile sanatçı Orhan Gencebay’ın da aralarında bulunduğu 9 sanığın, İMKB’de manipülatif işlemler yaparak yapay piyasa oluşumuna neden oldukları iddiasıyla yargılandıkları davada beraatları istendi.

İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanıklardan katılan olmadı.

Duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Yılmaz Aslantaş, işlemlerin, manipülasyon açısından elverişli ve yeterli bulunmadığını belirterek, her türlü şüpheden uzak kesin, inandırıcı delil elde edilemediğinden sanıkların beraatına karar verilmesini istedi.Duruşma, müdahil SPK avukatının diyeceklerini hazırlaması amacıyla ertelendi.

İddianamede, Mehmet Ali Yılmaz, Orhan Gencebay, Ahmet Eroğlu, Seyit İbrahim Ungan, Ali Rıza Aksoy, Hakan Avcı, Ömer Dede, Tuğrul Dadaloğlu ve Murat Aksoy’un, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 47. maddesi uyarınca 2 ile 5′er yıl arasında hapis cezalarına çarptırılmaları isteniyor.

Orhan Gencebay:’Bir evde iki şöhret olmaz’

Yazar: Erdem Gürsoy - 26 Aralık 2007 - Kategori: Haberler

sevim emre orhan gencebayBir tarafıyla sokağın bilgesi, bir tarafıyla çağdaş bir ozan, bir yandan hayatı kendi müziğine, işine adamış bir derviş ve eşini de ortak etmiş. 33 senelik beraberliklerinde topu topu 12 gün ayrı kalınabilmiş ‘marazi’ bir aşk. Orhan Gencebay, “Hatun, hayatımda istediğim, en beğendiğim kişidir,” diyor Sevim Emre için.

“Hayatın doğrusu yoktur, renkleri vardır. Aile, en çok yaşanan, istenen, oraya gelinen hayat şeklidir,” diyor ve aklının bir köşesinde duran Hadis-i Şerif’i ezbere okuyor: “İki kişi bir araya geldiği zaman, biri başkan olsun der. İki kişi ayrı karar verirse orada birlik olmaz.” “Sizin ilişkinizde başkan kimdir,” diye soruyorum. Sevim Emre gülümsüyor, “Kararları Orhan Bey verir,” diyor. Kaşlarını çatıyor Gencebay, bana dönüyor: “Biz birbirimize karar verdik!” Orhan Baba şaşırtmayı seviyor.Beni de şaşırttı. Önce kalbimi hoplatarak. Sohbetimiz için sözleştiğimiz saatten yaklaşık bir buçuk saat önce aradı: “Tuluhan Hanım bu röportajı şimdi yapamayacağım, acilen kalp tomografisi çektirmem gerek,” deyince, istemeden “Amaaa,” diyerek başladım konuşmaya… Bu saatten sonra kimi bulabilirim? Hem bayram sayısı, SABAH’taki arkadaşlar güvenmiş, iki sayfayı teslim etmiş… Utandım sonra. “Kusura bakmayın, sağlık önemli, erteleyelim,” dedim. İyi dileklerle telefonu kapayınca, karnıma ağrı girdi. Yakın bir zamanda yine böyle bir telefon almıştım, babam tomografi çektireceğini söylüyordu. Sonra anjiyolar, damarlarına takılan stentler vs. Her şey birbirine karıştı. Yapamadığım röportajın hüznü iyice yükselirken yine telefonum çaldı. “Şimdi iyiyim, sizi kırmayalım, tomografiyi yarın çektiririm,” diyordu Orhan Gencebay…

Onu yormayacağımıza söz verdim. Sevim Hanım’ın kendisi için seçtiği giysiler içinde, gülümseyerek girdi Etiler’deki ofisin kapısından. Sonra her şey akıp gitti… Hayat arkadaşının belinden sarılarak, neşeyle poz verdi Kutup Dalgakıran’a. Bir saat için başladığımız röportaj, ketum bir havadan, içten bir sohbete dönüştü. Ve öğleden sonraya kadar devam etti… Orhan Gencebay sohbetin sonunda da şaşırtmayı başardı bizi. “Berhudar olun, çocuklar,” dedi.

ORHAN GENCEBAY

* Seven kişi cömerttir. Cimrilik yapıyorsa, aşkından şüphe edilir.

* Tekne alıp, teknede yaşamayı isterdim. Ama Sevim’i tekne tutuyor, rahatsız olacağı, birlikte olamayacağımız için tekne alamıyorum.

* Popstar Alaturka‘da bile, çorabımdan kravatıma kadar kıyafetlerimle Sevim Hanım ilgileniyor.

* Hatunun fobisi var diye 26 sene uçakla seyahat etmedik. Avrupa gezisine bile arabayla gittik.

* Sevim hanım geyşa ruhludur. Akıllıdır. İkna edici ısrarlılığıyla her şeyi yaptırır. Hatun anlık küser, çabuk barışır.
SEVİM EMRE

* Orhan Bey biraz dağınıktır, ben onu toplarım.

* Tekne tutuyor beni. Yine de hapımı alır, onunla giderim. Ama akşam otelde kalırım.

* Tatil yapamıyoruz, işleri yoğun diye. Şimdi bayram tatili yapamıyoruz mesela, televizyon programı var çünkü.

* Orhan’la çok uğraştım sigarayı bırakması için. Çok erken kalkar, sigara yakardı. Kahvaltı yapmadan önce sigara yakmasını engellerdim.

* Yemek seçmez. Başkasının elinden yemez. Ama baklaya alıştıramadım.

* Damarına basarım, kızdırırım, küserim bazen. Yazıhaneye gelir, saza sarılır, güzel besteler çıkar.

* Tarihe merakı vardır. Bir taşa iki saat bakar mesela. ‘Ne var o taşta’ diye sıkılırım, çatlarım.

- Zamansız bir görüntünüz var, hiç eskimeyen. Beraberliğiniz de öyle gibi ….
- Orhan Gencebay:
Hiç çaba göstermiyorum, zamana bırakıyorum ama gerçeğe bakıldığında sürekli değişiyoruz tabii, fikirlerin değiştiği gibi bedenler de değişiyor.

- Yıllarca evlenmeden de mutlu olunabileceğini Türk toplumuna gösterdiniz.
- O.G
: İster imza atsınlar ister atmasınlar, mutlu olmak kişilerin davranışlarıyla, ruh halleriyle ilgilidir… Avrupa’da büyümüş bir manken kızımız, galiba Tülin Şahin’di, “Türk hanımlarının birçoğu evlendikten sonra, istediğini elde ettikten sonra tavrı değişiyor, o zaman da erkeklerin kafası karışıyor,” demişti. Kişiler bir ömür boyu yaşama isteğiyle beraber olurlarsa, beraber yaşama isteğiyle birlikte oldukları için kandırmaca olmaz. Erkek bir hanımla izdivaç yapmaya karar verdiği zaman, birtakım alışkanlıklarını kenara bırakır. Ciddi bir şekilde karar verir. Karar verdiğim zaman Sevim Hanım’ı seçmiş oluyorum.

- Birbirinizle olmak için nelerden vazgeçtiniz?
- O.G:
Türkiye güzeliydi, Avrupa güzellerindendi. Sesi çok güzeldi, müzik eğitimi almıştı. Çok iyi bir assolist olarak devam edebilirdi. Beraberliğimiz başlarken birbirimizi sevdiğimiz için ona şunu söyledim: “Eğer beraber olacaksak, benim isteğim şudur: Bir evde iki şöhret olmaz. Bir şöhret yeter. İki tane olursa birliğimiz, dirliğimiz bozulabilir, yazılar, dedikodular çıkar, birbirimize zarar veririz, üzülürüz,” dedim. “Yapabilirsen şunu istiyorum,” dedim, “Evde oturabilirsin, başka bir iş de kurabiliriz ama sahne hayatını, şöhret hayatını bırak. Ama içinde ukde varsa, kesin olarak diyorsan ki, ‘Hayır ben devam etmek istiyorum,’ o zaman senin en yakın dostun olurum. Destek olurum ama iki sevgili olamayız.”
- S.E: Ben de bıraktım. Orhan’ı feda edemezdim. Çok âşıktım. Uzun zaman içinde sinemadan, televizyonlardan teklif aldım, yapmadım. Kıskanırdı.
- O.G: İlkel kıskançlıklarım yoktur hiç. Olmadı da. Ama hayatta her şey olabilir. Bestelerimde bunu anlatmaya çalışıyorum. Yanlış laf trafikleri olabilirdi hayatımızda. Hayat yolunda yanlış da olur…

- “Hatasız kul olmaz, hatamla sev beni,” diyorsunuz, gönül rahatlığıyla soralım, hatası nedir Orhan Bey’in?
- S.E: Aramızdaki ilişkide hiç hatası olmamıştır. Küçük şeyler olabiliyor. Mesela bayramda bir yerlere gitmek isterdim. Çalıştığı için gidemiyoruz. Bana dese ki “Git,” yalnız gidemem. Onu yalnız bırakamam. Nefes alamam. Yemeğini merak ederim. Evde ikimiz de diyet yapıyoruz. Yemeğini benim elimden yer.
- O.G: Şarkılarımda sevginin cömertliğini anlatıyorum. Gerçek seven cömerttir. Cimrilik yapıyorsa aşkından şüphe edilir.

- Eşiniz, bir yandan Türk müziğinin ikonu, kahramanı, bir yandan da sıradan günlük hayatı birlikte yaşadığınız erkek. Bunu siz içinizde nasıl yaşıyorsunuz?
- S.E:
Çok küçük yaşta, çocuk yaşlarımda bunu anlayıp bu olgunluğa eriştim. Orhan Bey’e “Ben kulunum, sen efendimsin,” dedim. Orhan benim ruh ikizim. Hayatı onunla tanıdım. Hayata bakışım onunla değişti. Evde çok derin düşünür. Duygularını bozmamak için, sazını eline aldığında yalnız bırakırım. Gece yataktan kalkıp nota yazdığını bilirim. Her yerde televizyon vardır. Herkes istediği programı seyreder. Bazı dizileri beraber izleriz, Orhan Bey çok kitap okur. Şimdi Türk tarihiyle ilgili okuyor. Bazen düşünceli olur, dalar, gider. Çok az uyur. Erken kalkar, geç yatar. Kahvaltı etmeden sigara içmesini engellemek için erken kalkardım… Mutlaka beraber kahvaltı ederiz. Yemek yapmayı hiç bilmez, belki de yaptırmadığımız için. Yaşamımızla, geleceğimizle ilgili çok mesuliyet taşıyor. Kadın erkekle kendini aynı yere koymamalı diye düşünüyorum. Erkeğin yorgunluğu kadınınkinden farklıdır.
- O.G: Evin insanı olarak ihtimamla bakılıyorum. Popstar Alaturka‘da bile, çorabımdan kravatıma kadar kıyafetlerimle Sevim Hanım ilgileniyor. Benim durumumda olan biriyle beraber olacak insanın bunu anlaması gerekir. Yoksa bencildir. O kişi gerçekten ‘anlıyorsa’ o adamla olur. Benim durumumdaki biriyle olmak isteyen kişi, o adamın durumuna adapte olmak zorundadır. Mesela beni seven insanlara ilgi göstermemem düşünülemez. Benimle olan biri de bunu bilecektir. Fedakârlık olarak düşünmemelidir, anlayışla karşılamalıdır. “Bu adamı değiştiririm,” diye düşünüyorsa bencildir, ilişki yürümez. Yine kıskanabilir ama anlayışlı olur.
- S.E: Güzelliğe doyulur. Ama iyi huy, akıl ve meziyetler çeker erkekleri. Akıllı olan kadınlar daima kazanır.

- Birbirinize eşit derecede anlayışlı mısınız?
- O.G:
Kesinlikle. Ne istediyse ona hiç hayır demedim. Benden son istediği şey, Mercedes jip, 2008 model. “Olmaz,” dersem, makul karşılar, “Peki,” der.
- S.E: Hiçbir zaman çok fazla bir şey istemedim. Tok gözlüyümdür.


Powered by Gürsoy Tasarım
Copyright © 2008 Orhan Gencebay. All rights reserved.